14 Kasım 2010 Pazar

akıl mı, yürek mi?


Aklımın ve yüreğimin kişiliğimi paramparça eden, benliğimi bir puzzle’a çeviren savaşları devam ediyor ve aralarında şizofrenik diyalog sürüüüppp gidiyor:

- Gene neden geldik ki buraya?
- Hala ümidimiz var çünkü.
- Hala çırpınacak mıyız yani?
- Ne kaybediyoruz?
- Zamanımızı kaybediyoruz, enerjimizi, hayatımızı.
- Ama güzel şeyler bekliyoruz.
- Tutturmuşsunuz bir “aşk” diye, insanlarla tanışıyorsun olmuyor. Yatıyorsun, kalkıyorsun olmuyor. Umursuyorsun olmuyor, umursamıyorsun olmuyor.
- Güzel zamanlar da geçirdik ama.
- Evet, bir o kadar güzel ve bir o kadar kötü zamanlardı bahsettiğin.
- Geleceğimize geçmişimizi yükleyemeyiz ki. Önceki hataları önceki kişiler yaptı, gelecektekiler değil.
- Görünen köy kılavuz istemiyor maalesef.
- Ama biz sabredeceğiz, bir kişi gelecek ve bu eli tutacak.
- Kıskanacak, kavga edecek, üzecek.
- Bunu bilemeyiz.
- Ben sana bildiklerimi anlatayım mı?
- Dinliyorum.
- Sigara içmeyelim diyorum. İçiyorsunuz. Kaybediyoruz. Bize lazım olan parayı bir gecede çarçur etmeyelim diyorum. Harcıyoruz. Aşk meşk palavra, hayatımıza bakalım, önümüzü görelim diyorum. Yok. En azından tanıştığımız insanlar hakkındaki soru işaretleri için “hani heyecan?” diye soruyorum. “Şans vermeliyiz kendimize” diyorsunuz, sus pus geri dönüyoruz.
- Ama?
- Ama ne? Eskiden böyle değildik. Kıpır kıpır heyecanlıydık. Başarılıydık. Senin bu anlamsız taleplerin yüzünden ileriye doğru attığımız her adım yarım kaldı, hatta bırakalım ilerlemeyi, adım atmayı, geriye doğru sürüklendik.
- :((((!
- Evet, şimdi ne olacak? Ben biraz sesimi yükseltince…
- Ama biri olacak!
- Devam et sen, devam et kendine hoyrat davranmayı, bilinmezlere doğru koşmayı… Devam et, aldığın dersler yetmemiş, daha sağlam tokatlar lazım sana, daha sert çarpmalısın ki duvara… Bir başına kalkabilecek misin bakalım o yüklerden.
- O zaman senin yardımın olacaktır.
- Şımarık!
- Köhne!
- Zavallı!
- Kendini beğenmiş!
- …
- …

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...