4 Kasım 2010 Perşembe

üç maymun


Gök gürültüleri ve bir cinayetle ilgili diyalogla başlayan film, yine gök gürültüsü ve benzer bir cinayet diyalogu ile sona eriyor!

Filmin konusu aslında bundan ibaret gibi görünse de düşünmek ya da anlam yüklemek üzerine tartışmalara açık: ...“masum değiliz hiçbirimiz” kıvamında ilerleyen olgular, toplumun temel yapı taşı olarak kabul edilen aile içindeki “hataların” ve bu hatalara karşı suskunlukların nelere yol açabileceği ve doğan sonuçların aile içinde yine benzer yöntemlerle nasıl çözümleneceğini göstergesi niteliğinde.

Olaydan çok durumların sergilendiği bu filmde, sergileme yapılırken kamera yerine fotoğraf makinesi kullanılmış gibi. İnsanlar, hayvanlar, araç ya da ağacın dallarını sallayan rüzgar veya deniz dalgaları olmasa bir fotoğraf albümü açmışsınız ve bunun üzerinden filmi izliyormuş hissi yaratabilir aslında. Bu kareler oldukça hoş! Işık ve şehrin-doğanın seslerinin oldukça yalın kullanılması ise “kalabalık içinde saatin tik-taklarını duyabilme”miz kadar anlam taşıyor sanırım.

Ayrıca dipnot olarak tarihe not düşülmesi ve bir sahnede TV üzerinden seçim sonuçlarının yansıtılması da başarılı bir şekilde yakalanmış.

Kısaca, bir haberde “Dostoyevski romanı gibi” konumlandırılmasını fazlasıyla hak etmiş ve ödüllerin hakkını vermiş bir film.

Hızlı olayların ilerleyişini sevenlere tavsiye edilmez.

Birçok yoruma maruz kalan filmlerle ilgili yukarıdakilerin hepsi de benim nacizane görüşlerim!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...