3 Ocak 2011 Pazartesi

Komplo Teorisi: AŞK


“akıl mı, yürek mi?” sorgulamalarımın sadece bir kısmını daha önce buradan okumuştunuz. Sonra bunların arasında gelecek-geçmiş’ten ibaret koca koca soru işaretleri başımın etrafında kara bulutlar gibi dolanmaya başladı. Çözmem gereken birçok havuz problemi var sanırım.

Bazen düşünüyorum ki ortada gerçekten bir komplo teorisi var. Adı AŞK! İnsanlar bu düzen için aşka inandırıldı. Belki de milyonlarca şarkılar yazıldı, seslendirildi. Dilden dile söylettirildi ve dinlettirildi. Acaba bu kadar söz aşk için değil de para için ya da başka bir kavram için yazılsaydı insanlar gene de aşık olmayı tercih eder miydi? Bilemiyorum. Bunu denememizin yolu yok gibi görülüyor. Kitaplar yazıldı, hislere dem vuruldu. Hayal üstüne hayaller kuruldu o kitapların kahramanı yerine kendimizi koyarken. Filmlerde yaşandı hayaller. Başrolde ben ya da sen! Seviştik, öpüştük, öldük ve dirildik. Kendimizden öte bizi tercih ettik, birleştik ve bütünleştik. Sonra ayrı gayrı kaldık, yaralandık, yaralarımıza tuz bastık. Suçladık ve suçlu hissettik.

Terk edilince acıklıyı oynadık, hüzne bulandık; ağladık-sızlandık. Acındırmaya çalıştık. Terk ettiğimizde karşımızdakini öylece izledik.

Sonra terk edilişimizi nefretle taçlandırdık. Karşıdakinin suçlarını dostlarımızla paylaştık, savcı olduk ve suç listesini yayınladık. Bir idam sehpası aradık, suçlu yakalanamadık; elden kaçtı ve onu asamadık.

En sonunda çalıştık-çabaladık ve şu anki halimizin o günlere göre çok daha iyi olduğunu, daha mutlu olduğumuz imajını üzerimize yerleştirdik. Ne olur ne olmaz bir gün bir yerlerde, facebook’larda (ve diğer profil içeren sitelerde), orda-burda karşılaşıveririz maazallah :)

AŞK! Sen nesin ki hayatımızın merkezindesin? Nesin ki bize oyun hamuru gibi şekiller verip, sergileyip sonra da kenara bırakıp gidiveriyorsun?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...