27 Haziran 2011 Pazartesi

Biz Onurluyuz!

Biraz sayfa sayfa gezindim. Biraz da google sayesinde arama yaptım ama bulamadım. Türkiye’nin önde gelenleri Hürriyet, Milliyet ne de diğer gazetelerin internet sitelerinde Onur Yürüyüşü hakkında tek bir haber, bir tek paragraf bile yok. Genel olarak baktığımızda daha çok sol kesime hitap eden sitelerde ulaşılabiliyor. Tamam, ayrıntılı bir çalışma değildi ama günlük yaşamda insanların internette pek de haberler hakkında raporlama yaptığını sanmıyorum.


Radikal’de yer alan ve şuradan okuyabileceğimiz dişe dokunur tek yazıyı görünce vahada su arayan bedeviler kadar şanslı hissettim. Enteresan geldi. (daha da enteresanı sabah gördüğüm yazıyı akşam buraya eklemek için sayfaya girdiğimde bulamamış olmam)

Burada bu etkinlikler dizisini düzenleyen LBGTT sivil toplum örgütlenmelerinin basın çalışmaları geldi aklıma. Etkinliği sadece bir yürüyüşten öte bir şov haline dönüştürebilmek ve bunun ötesinde bu şovun ardından mesajları topluma verebilmek önem taşımakta diye düşünüyorum. Her kurum ya da kuruluşun olduğu gibi bu dernek-vakıfların da iyi birer PR çalışmasına ihtiyacı var. İnternet çok yaygın olmasına rağmen toplumun büyük kesimi hala diğer kitlesel araçları kullanmakta; unutmamak lazım.

Tabi bir de iğne var elimizde; batırılması gereken. Eşcinselleri basında var etme biçimleri oldukça tartışmalı olan ülkemiz basınında gözetleme unsuru olan olayların baş sayfalarda yer alması, buna rağmen Onur Yürüyüşü gibi eşcinsellerin de insan olduklarını hatırlatacak etkinliklerin çok küçük ya da hiçbir biçimde kendine yer bulamaması belli bir amacı doğrultusunda varlığını sürdüren basın açısından büyük sorumluluk.

Gereğinin yerine getirilmesini arz ederim.

Not: Bu yazı bazı köşe yazarlarımıza gönderilmiştir.

Notun Notu: Biz çok isterdik ki bazı köşe yazarlarımızın bu yürüyüşe katılması, katıldıklarıyla gördükleri insanların hissettiklerini paylaşabilmesi. En çok da Ayşe Arman’ı bu yürüyüşte görmek yaptığı röportajlardan sonra bize büyük bir teşekkür borcu bırakırdı.

10 Haziran 2011 Cuma

Homofobik gayler


Sanırım hiçbir gelişmiş ülkede göremeyeceğimiz bir şeye ülkemizde bu hayatın içinde az çok bulunan herkes tanık olmuştur ve belki de için de yer almıştır. Size anlatacaklarım sizin toplumunuzun eseridir. Alkışlasak mı bari? :s

Öncelikle homofobiye değinelim:

Homofobi, eşcinsellere ya da eşcinselliğe karşı duyulan irrasyonel nefret, korku, hoşnutsuzluk ya da ayrımcılık olarak tanımlanabilir. Geniş manası ile diğer cinsel yönelimlere sahip olan LGBTT kişileri de içerir. Sıfat olarak, homofobik şeklinde kullanılır.

Homofobi sadece psikiyatrik bir kavram değildir. Her 48 saatte bir, eşcinsel bir kişinin, homofobiyle bağlantılı şiddete maruz kalarak öldürüldüğü tahmin edilmektedir. Uluslararası Af Örgütü'ne göre yaklaşık 70 ülkede eşcinsellere zulmedilmektedir ve sekiz ülkede eşcinsellere idam cezası verilmektedir.

Görüldüğü üzere tek yaptığı kendi gibi olan insanlara ilgi duymaktan ötürü insanlardan nefret edilmekte, herhangi diğer özellikleri göz ardı edilmekte ve ölüme kadar varabilen sonuçlar ortaya çıkabilmektedir. Aranızda bu tip bir iğretiye sahip olan varsa hali oldukça acınasıdır, bilesiniz. Biliyorum, çok var.

Neyse, esas konumuza dönelim. İşin daha trajikomik yanı ötekileştirilmiş olan yurdum eşcinsellerinin, kendi aralarında üstünlük sağlamaya çalışmaları, kendi ilgi alanına girmeyenleri ötekileştirmeleri ve kabullenememiş olmalarıdır. Bir çokları ile tanıştım ki onları da kendi aralarında sınıflandırabilecek kadar çeşitleri mevcut, bunu gördüm ve sizlerle paylaşıyorum.

Bu sınıflardan birincisi kendisini kabullenmiş olanlardır. Her şeyin farkında ancak apış arasının ilgisini fiziksel olarak çekmiyorsa ötekini dışlamaya başlar. Alaycı imalar ile başlayan olay, karşı taraf sinik bir tipse onun hezimeti ile sonuçlanır. Karşı taraf da dişli çıkarsa size ya Gırgıriye filmlerindeki seyirlik mahalle kavgaları başlar. Siz gülersiniz. O da yetmezse fiziksel bir kavgaya dönüşür ki bu çok görülmese de var olan gerçeklerdendir :)

İkincisi ise daha vahim… Kendini kabullenememiş homofobik bireyler. Bunlar ülkemizde oldukça yaygındır. Hem cinsellik adına her şeyi yaparlar, hem de bundan dolayı bir suçluluk duygusu hissederler. Karşılarındaki kişiler onlara yol gösterebilecek özellikteyse ne ala. Yok değilse durum fenadır, o suçluluk duygusu ki önce kendine zarar verme (psikolojik belki bozukluğun derecesine göre fiziksel), son noktada sebep olarak gösterme üzerinden karşıdakine zarar vermeye kadar gidebilir ki bana göre homofobik cinayetlerin çoğu bundan kaynaklanmaktadır. Bence bu gruba girenler önce kendi kişisel gelişimlerine ilkokul çağlarından başlamalılar ki ellerinin altında yer alan interneti sex arayışı için kullanabilen bu kişiler, nedense bir google araması yapıp en azından Kaosgl ya da Lambdaİstanbul’un sayfalarına ulaşabilseler, biraz okuyabilseler çok güzel olacak.

Kısaca ötekileştirilmiş bir grubun içinde ötekileştirilmek kadar saçma bir durum yok. İki ötekileştirme sizi eskisinden daha mı güçlü yapar, daha mı sinersiniz bilemiyorum. Ben kimseyi yargılamıyor, sadece kendime bakıyorum. Herkes baksın dalgasına :)

8 Haziran 2011 Çarşamba

Hormonlu Domates nedir?


Tabi ki de “Manava ya da pazara gittiğinizde kıpkırmızı görünen ama alıp eve geldiğinizde içi yeşil, doğru düzgün suyu bile alan domatesler hormonludur” diyebilirsiniz. Bu da bir seçenek ama bilmediğiniz başka anlamları da var, emin olun!

Bunlardan benim bildiğim Lambdaİstanbul birkaç yıldır düzenlediği ve diğerlerinden farklı olarak adayların ve ödül kazananların gurur değil utanç duyması gereken bir ödül organizasyonunun adından bahsedeceğim sizlere. Özellikle sahneden indirmek adına atılan domateslerden yola çıkılarak isimlendirilmiş ve her yıl Pride İstanbul’da düzenlenen etkinlikler dizisinden bir tanesi.  Bütün yıl boyunca öne çıkan homofobik (eşcinsellere karşı korku, kin vb besleyen) açıklamaları ya da uygulamalarıyla bizleri çileden çıkartan, toplumu yanlış bilgilendiren-yönlendiren kişi ya da kurumların almaktan yüzlerinin kızartılmasına yönelik yapılan ve internet üzerinden oylamalarla belirlenen yegane ödül sistemimiz.

Benim önerim şu ki sadece homofobiklere yönelik değil, homofobi karşıtı açıklamaları vb ile de dikkat çekenlere de bir şeyler yapılmalı ki PR çalışmalarında bir adım daha atılabilsin.

Az önce oylama formunu doldurdum. Tek tek burada yorumlamak zor ama inanılması güç şeyler yapılmış gene bu yıl da. Siz de bu “saçma” açıklamaları-uygulamaları, kısaca dengesizlikleri okumak, hem de kötülerin en kötülerini kendinizce oylamak isterseniz “Bir Çanta Hormonlu Domatesimiz Var, Sizce Kime Versek?” sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Bunlar ne zaman bizim başımıza bela olmaktan vazgeçecek merak ediyorum. Size ne yahu?
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...