10 Eylül 2011 Cumartesi

Bodrum’da tatil & gay-life

Yaz bitmeden gel :) ya da gelecek yaz mutlaka gel :)


Hmmm! Bodrum… Yıllar yılı magazin basınının gözümüze gözümüze soktuğu ama buna değer bir tatil-eğlence merkezi. Hem de Türkiye’de :) Ben geçen yıl gitmiştim Bodrum’a ama misal bu yıl da tatilimin 3 gün kadarı için keşke Kuşadası’ndan Bodrum’a geçseydim dedim kendi kendime. Keşke geçseymişim.

Gelin, Bodrum’da bir eşcinsel olarak neler yapılabilir, bu konuda biraz bilgi sahibi olalım.

Konaklama

Söz konusu Bodrum olunca elbette seçenek çok çok fazla. Üstelik sabaha kadar süren dolmuş seferleri ile sadece merkezde değil, diğer beldelerde de rahatlıkla konaklayabilirsiniz. Tabi bence merkezi ya da Gümbet’i tercih etmek sizin için daha iyi olacaktır. Biz geçen yıl apart otelde oda+kahvaltı 70 TL’ye kalmıştık ve dışarıdan birileri ile girme konusunda hiç sıkıntı yaşamamıştık. Bu yıl arkadaşlarım Gümbet’te bir pansiyonda oda+kahvaltı 40 TL’ye kalmışlar. İnternetten ön bilgi edinip oraya gidince de karar verilebilir elbette. Ama sezona göre dikkat edin derim. Geçen yıl biraz kazık yemişiz yani :)

Gündüz

Plajları ve özellikle tekne turu ile çıkacağınız bir gezinti sonrası ulaşacağınız o muhteşem koyları ile keyifli bir yaz tatili olacaktır. Merkezdeki gündüz plaj kafe gece restoran olarak çalışan mekanlarda öğlen başlayıp akşam yemeğine kadar rahatlıkla vakit geçirebilirsiniz. Bütün gün güneş altında sere serpe :)

Yukarıda anlattığım mekanlardan bir tanesi de gay bir kafe: Kavalye. Gündüz ziyaret etmedim, akşam da bir bira için uğramıştım. Çok özel bir tarafı yok, ama out olmak konusunda sıkıntınız yoksa gündüz burada güneşlenebilirsiniz. Merkez sahilindeki diğer cafe-barlardan tek farkı eşcinsel bir mekan olmasıdır. Aşağıdaki videodan biraz fikir edinebilirsiniz.


Dikkat: Bodrum Kalesi’ni ve Sualtı Müzesi’ni d gezebilirsiniz. Lakin Sualtı Müzesi su altında değildir :)

Gece

Bodrum’da daha önce Xlarge Gümbet varmış ama kapanmış. O nedenle buraya gidemedik. Ama halen faal olan ve geçtiğimiz bayramda netten gördüğüm kadarıyla havuzbaşı parti dedahil olmak üzere güzel bir eğlence hazırlayan Murphys Club ziyaret edebileceğiniz bir mekan. Ben gittiğimde giriş ücreti yoktu, fiyatlar makuldu, mekan ferahtı ve müzik idare ederdi. Ayrıntılarını daha sonra yazacağım.

Bu yıl kapalı olduğunu duyduğum ama geçen yıl adını mutlaka duymuş olduğunuz Halikarnas’ta köpük partisi cuma ve cumartesi günleri yapılıyordu. Deneyimleyin. Eğlenceli. Ama giriş biletinizi tur satan yerlerden alabilirsiniz. Geçen yıl 35 TL ödemiştik.

Deniz üzerinde eğlence sunan Catamaran’a gidememiştim, ama şimdi pişmanım. Tekrar Bodrum’da bulunursam Catamaran’da da eğleneceğim söz :) Geçen yıl giriş için 40 TL istiyordu tur firmaları.

Başka?

Bilmiyorum, o kadarını da siz araştırın :) Zahmet olmazsa da yorum olarak yazın :) 




Benzer konular:

5 Eylül 2011 Pazartesi

Bol şekerli gay mekan: Sugar&Spice


NOT: Mekan kapanmıştır. Artık hizmet vermemektedir.

İstanbul’da Tünel’e doğru giderken bir ara, bir ara sokaktan dönmelisiniz bence. Bir yaz günü, o ara sokaktan dönüp de ileriye doğru baktığınızda büyük bir gökkuşağı bayrağının dalgalandığını görünce Türkiye’den ayrılmış gibi hissedebilirsiniz. Çünkü o köşede önyargılardan uzak, çok rahat bir sohbet mekanı bulunmakta, adı Sugar&Spice.

İstiklal Caddesi Saka Salim Çıkmazı no: 3/A Beyoğlu - İstanbul adresinde. Alıntı yaparak tarif etmek gerekirse; "İstiklal Caddesinde, Sn. Antoine Kilisesi'nin karşısındaki dar sokaklardan birinde yer alan İstanbul'un en kıdemli gay cafe'si" (Turkeygay.net) 

Hele ki vazgeçemediğimiz Eurovision gecelerinde, duvara projeksiyonla yansıtılan görüntüleri izlerken yan masalardan sürekli burada anlattığım üzere dönen muhabbetleri duyabilir, siz de arkadaşlarınızla bu muhabbetleri yan masadakiler duyacak biçimde yapabilirsiniz.


Sugar Cafe’yi yaz ve kış olarak iki biçimde anlatmak gerekir esasında. Kışları sıkı fıkı, sıcak bir ev ortamında toplaşmış insanların neredeyse yan yana oturduğu bu mekan, yazları mekanın bahçesi denilebilecek nitelikteki sokak köşesine masaların yerleşmesiyle daha bir şenleniyor. 2013 yılındaki Pride Partisi şahaneydi. Zaten coşkulu olan kalabalık, içkileriyle o sokakta dans edip eğlenmişti.

Henüz yemek yemedim ancak içecekler açısından hem fiyat hem de servis anlamında hoş bulduğum mekanlardan bir tanesi Sugar. Servis elemanlarının rahat ve enerjik tavrı, yeteri kadar tarif ettiğinizde gelen içkinin sizi tatmin edecek olması iyi haberlerden. Ancak özellikle hafta sonları gittiğinizde oturacak yer bulamamanız sizi biraz hayal kırıklığına uğratabilir.

Ama geçtiğimiz yıl isimle beraber iç tasarımını da değiştirdiler ve bence çok daha iyi oldu. O küçük mekanı oldukça şık ve verimli bir şekilde kullanmaya başladıklarını, üst katta yer alan WC'yi en alta taşıyıp üstte sakin bir ortam, altta eğlenceli bir mekan yarattıklarını rahatlıkla söyleyebilirim.

Çalınan müzikler her yerde duyduklarınızdan biraz farklı ama gerçekten güzel ve eğlenceli. 

 
NOT: Kafe ile ilgili yazı, Aralık 2013'te güncellemiş bulunuyorum :) Saygılar.

Benzer konular: 

    4 Eylül 2011 Pazar

    3-Üç (Drei - Three)

    Günümüzde kişilerin çoğu henüz iki kişilik bir ilişkiyi başarıyla devam ettiremezken eşcinsel bir birey olarak zaman zaman içinde üç kişiyi barından bir aşk ilişkisinin nasıl olacağı konusunda kafa yormadım değil. Hayat daha keyifli, daha eğlenceli ve cinsel yaşam da çok daha renkli olurdu zannımca. Bu düşüncelerimden dolayı hemen beni bunu yapmaya yönelik bir takım girişimlerde bulunduğumu sanmayın lütfen. Bu sadece bir fikir olarak kafamda yer bulan bir bilinmez.

    Ben ara sıra bu konuda düşünürken Tom Tykwer –ki kendisi Alman film yönetmeni, senarist ve besteci olmakta- Sophie Rois, Sebastian Schipper, Devid Striesow ve Annedore Kleist kamera karşısına geçirmiş ve 3-Üç (Drei - Three) filmini çekmiş. Yönetmeni Run Lola Run (Koş Lola Koş) ve Perfume: The Story of a Murderer (Koku: Bir Katilin Hikayesi) filmlerinden tanırsınız aslında. 3-Üç (Drei - Three) ülkemizde de vizyona girdi ancak tahmin edeceğiniz üzere çok da fazla ilgi görmedi ve kısa sürede vizyondan kalktı.

    Filmin konusu için alıntı yapıyorum:
    “Haber sunucusu Hanna ve sanat teknisyeni Simon, 20 yıllık beraberliklerine, çeşitli ilişkiler, çocuk sahibi olma isteği, beraber eve çıkma gibi duyguları sığdırır, ancak artık işler yolunda gitmez. Ta ki ikisi de birbirlerinden habersiz aynı erkeğe aşık olana kadar.”
    (Hurriyet.com.tr)

    Aşağıdaki fragmanda göreceğiniz giriş repliği benim oldukça ilgimi çekmiş ve filmin konusu bir tarafa sadece bu replik için izlemeye karar vermiştim. Alışılagelmiş ilişkilerin dışında farklı bir hikaye anlatması nedeniyle izlemenizi tavsiye ediyorum elbette. Başlangıçta biraz durağan ilerlese de sabredip olacakları görmeniz gerekir :) Özellikle karı-koca aynı erkekle birlikte oldukları ile ilgili karşılaşma sandığınızdan biraz daha dikkat çekici, söylemedi demeyin.

    Filmin fragmanının özellikle altyazılı olmasını istediğim ve buraya ekleyebileceğim bir versiyon arayıp da bulamadığım için bu sayfada yok. Ama aşağıdaki linke tıklayarak film fragmanını izleyebilirsiniz.



    3 Eylül 2011 Cumartesi

    Psikolog Hüseyin’den KAÇIN!


    Psikolog olduğu iddiasıyla ortalıkta gezinen, internet sitesinde eşcinsellere özel terapisi hakkında özel bir bölümü bulunan, facebook gibi sitelerden birçok ileti paylaşarak insanları yanlış bilgilendiren Hüseyin Kaçın… Toplumun eşcinselliğe bakış açısını kendi kişisel çıkarları doğrultusunda kullanan bu psikoloğa ihtiyacı bulunan arkadaşımızın dünyadan hiç haberi yok sanırım.

    Bilmiyorsa açıklayalım, kendisine yardımcı olalım:

    Amerikan Psikiyatri Birliği (APA), 1973 yılında eşcinselliği, "Akıl Hastalıkları Teşhis ve İstatistikleri Klavuzu"ndan çıkarmıştır. Günümüzde APA'nın pozisyonu, objektif ve iyi planlanmış[19] bilimsel çalışmalar ve klinik literatür doğrultusunda eşcinselliğin insanların cinselliğinin "pozitif ve normal" çeşitlerinden biri olduğudur.[20] APA'ya göre eşcinselliğin geçmişte bir akıl hastalığı olarak görülmesinin nedeni, akıl sağlığı alanında çalışan profesyonellerin ve toplumun bu konuda taraflı şekilde bilgilendirilmiş olmasıdır.[21]

    1 Ocak 1993 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü (WHO) eşcinselliği "Uluslararası Hastalıklar Sınıflandırması"ndan çıkarmıştır. ICD-10 maddesi "cinsel yönelim, tek başına, bir rahatsızlık/hastalık olarak kabul edilemez" şeklindedir. (Vikipedi)

    Kendisi hakkında kısaca ne idüğü belirsiz arkadaşımızda biz ne yapabiliriz diye düşünüp nette bir arama yaptığımızda da  Facebook’ta Eşcinsel Düşmanı Hüseyin Kaçın'ın Psikoloji Diploması İptal Edilsin! grubuyla karşılaşıyoruz ve hem örgütlenebilmek hem de bilgilenebilmek için hepinizi bu sayfaya davet ediyoruz.

    Aynı zamanda ekşisözlük’ten ulaştığımız bilgiye dayanarak şu alıntıyı da sizlerle paylaşmak istiyorum:

    bu şahıs psikolog meslek etiğini ciddi anlamda hiçe saymakta, eşcinselliği bir hastalık olarak değerlendirerek bulduğu her platformda fake hesaplar kullanarak arada kalmış/ toplumca arada bırakılmış, ötekileştirilmiş insanlara çirkin düşüncelerini empoze ederek kendine rant alanı yaratmaya çalışmaktadır.

    "eğer sizde bu adamın yaptıklarından rahatsız iseniz lütfen etik ihlali yapan ve her türlü alanda kendi reklamlarını fake profillerle veren psikolog hüseyin kaçın'ı ve etik ihlali yapan diğer psikologları da türk psikologlar derneği'ne şikayet ediniz ! (şimdilik ne yazık ki tpd dışında sözü yetkin başkaca daha güçlü bir dernek olmadığı için) "

    Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...