1 Ekim 2011 Cumartesi

Bir mektup


Sevgili arkadaşım,

Bu siteden haberin bile yok ama aynı dört duvar arasında aynı havayı solumamıza rağmen uzun yılların ardından şimdilerde iki düşman gibiyiz. Peki, ne oldu?

Ne olduğundan öte bu blogtan haberin bile olmamasına rağmen düşündüklerimi buraya yazmak istedim. Her zaman hislerimi en rahat biçimde yazıya dökebildiğimi az< çok bilirsin sanırım ve şimdi de kendimi ruhani anlamda en çöküntülü hissettiğim anlarda yazıya sarılıyorum.

Biliyorum, o kurulan son cümlelerde gördüğümüz üzere ve ta en başından belli olan bir şey hakkında benim de fikirlerim var: Biz tamamen farklıyız. Senin tabirinle ben kıpır kıpır, eğlenceli bir insanken sense tam tersi sade bir yaşantı içindesin. Biliyorum.  En basit şekliyle inansak da inanmasak da –ki bizim az ya da çok belli bir inanmışlığımız var- zodyakın tam karşı karşıya duran burçlarına sahibiz.

Arkadaşım,

Bütün bunlara rağmen aramızdaki ilişki azımsanacak derecede değil. İnsanoğlu bu, her zaman hata yapabilir. Yapıyoruz da. Ama onca yılın hatrına, olabilecek birçok konuya rağmen aradaki iletişimin samimiyeti önem taşır. Öyledir ki çoğu arkadaş bu iletişim sayesinde birbirini dinlemeyi, anlamayı ve o hatalardan kaynaklı sorunları aşmayı başarmış ve o sıcak hikaye yıllar yılı sürüp gitmiştir.

Konuşamıyoruz. Çünkü sen konuşmayı reddediyorsun. Daha önceki konuşmalar olmasına rağmen olaylara verilen tepkiler daha da soğuklaşıyor. Sarılmak nerde kaldı, “biraz dur” demek nerede kaldı? Susmak hiçbir şeye çözüm değil ama maalesef sadece mail atabiliyorsun. Konuşma önerilerime aldığım tepkiler de bundan ibaret.

İşte asıl beni yaralayan nokta bu. O sıcak arkadaş samimiyetinden vazgeçtim ama ortada incir çekirdeğini doldurmayacak konulardan oluşan sorunlarda bile konuşamamak bizi it dalaşından başka bir noktaya götürmedi. Bunu kendim görüyorum. Artık bu ev batmaya başlayacaktır, hem sana hem de bana…

Böyle olmasını istemezdim ama ben elimden geleni yaptığımı düşünmeye başladım. “Facebook üzerinden silinen arkadaşlıklar gerçekten silinir mi?” sorusunun yanıtı da benim için “evet” oldu artık. Saçama belki ama doğru.

Umarım hayat sana en güzel şeyleri verir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...