7 Ekim 2011 Cuma

I Love You Philip Morris

Jim Carrey bir ton filmde karşımıza çıkmış, zaman zaman düşündürücü rolleri başarı ile canlandırsa da çoğu zaman bizi güldürmeye yönelmiş, başarılı bir aktör. Böylesine ünlü birini zorlayıcı bir rol olan “gay” rolünde görmek oldukça dikkat çekici esasında. Ünlü bir aktör bir eşcinseli canlandırdığı zaman da bize haliyle geç de olsa izlemek düşüyor ve izliyoruz.

Pazarlama teknikleri arasında çoğu zaman kullanılan bir yöntem vardır. İş kötü de olsa ünlü birini referans göster, olsun bitsin. İnsanlar onu takip eder. Kısacası filmi izlediğimde içimde oluşan his bu şekildeydi. Eşcinselliğe yaklaşım ve evli-çocuklu bir adamın eşcinselliğini keşfedişi, yaşayışı ve aşkı bu derece basite indirgemek, üzerine ünlü birine bu rolü verip dikkatleri çekmek ne kadar başarılı olabilir, daha doğrusu hangi konuda başarılı olabilir düşündürücü.

O adamın (Jim Carrey) eşcinselliğini keşfedici çok basitti. Yıllar yılı bunu kendi içinde saklamış, kendi içinde çelişkiler yaşamış bir insanın duygularını ve ruhaniyetini yansıtmak çok zor olmazdı. Dahası o adamın aşkları, aşklarını yaşayışı ve aşkları için yaptıkları da çok değişik psikolojik halleri içeren durumlardır. Hepsinin ötesinde seçilen başrol oyuncusu Jim Carrey de bu halleri oldukça başarılı biçimde seyirciye aktarabilecek bir aktörken konunun bu derece yüzeysel yansıtılması benim film hakkında iyi bir şeyler yazmama engel.

Sonuç itibariyle senaristin ve dahası yönetmenin elinde bayağı kaliteli malzeme olmasına rağmen ortaya çıkardığı iş günü kurtarmak üzere yapılandırılmış, benim tabirimle “vakit geçirmelik” bir çerez film olmuş. Film fragmanını aşağıda izleyebilirsiniz.

Dipnot: Filmin gerçek yaşamdan bir alıntı olduğuna dair internette söylentiler de var.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...