13 Aralık 2011 Salı

nadas

zaman... sen nelere kadirsin! biraz uzaklaşmak lazım gelecek bana! ona doğru gecikmiş bir yakınlaşma lazım gelecek. sonrasında bu blog, belki kaldığı yerden devam eder.... saygılar...

11 Aralık 2011 Pazar

Ayrılık artık zor gelmiyor…



Şimdi burada duygusu bol, anlatması kolay, yazması uzun uzadıya devrik cümlelerle upuzzuuuunnnn bir yazı paylaşabilirdim sizinle. Ancak ne ben öyle yazsam roman olur kıvamında anlatınca gözleri kocaman açtıracak bir hayat yaşadım, ne de o eski benliğimle bu paylaşımların içinde hissediyorum kendimi.

Ayrılık artık zor gelmiyor işte. Sevdim mi, evet hem de çok. Ama harcadıkça kazandıran bir kalbe sahip olmadığım ve karşımdakileri bu basit pazarlama teknikleriyle oyalayamayacağım için yaşandı bitti kaygısızca…

Yalnız işin ilginç tarafı hatırı sayılır derecedeki ilk sevgilim iki erkek elinin bir şarap kadehini tuttuğu, çok beğendiğim bir fotoğraf hediye etmişti. Duvarımda aylarca, kıyıda köşede yıllarca kaldıktan sonra kendisini çöpte buldu.

Hatırı cidden çok daha fazla sayılır eski :) sevgilim kocaman bir tabloyu benim duvarıma armağan etmişti. Güzeldi… Bir-iki yıl duvarımı süsledikten sonra benden onda bir şey kalmadığını öğrendiğimde başkasına hediye edilerek gözden kayboldu o da.

Ve şimdi bu yeni eski sevgilim yetenekli bir ressamdı. Bir tablo çizmişti ve o tablo ben bu yazıyı yazarken yanında kağıdın üzerinde İstanbul mizanseni ile beni izliyor. Duvarıma henüz asılmadı ama bir haftadır yatarken ve kalkarken gözlerimin önünde. Buna da kıymak gerekir mi?

Ayrılık artık zor gelmiyor… Resimler beni harap ediyor…

8 Aralık 2011 Perşembe

Ha- Buah / The Bubble

Aşk; ne din, ne ırk, ne de cinsiyet tanır” İsrail ile Filistin arasındaki savaşın gölgesinde kendine yer edinmiş bu eşcinsel aşk hikayesinin özeti ciwciw.com’da okumuş olduğum bu yorumdur.

Eytan Fox’un yönettiği, Ohad Knoller, Yousef 'Joe' Sweid ve Daniella Wircer oyunculuklarıyla karşımıza çıktığı 2006 İsrail yapımı bu film basit bir aşk hikayesinden öte Ortadoğu’nun kanayan yarasının eşcinseller üzerinde yarattığı dramatik izleri karşımıza getiriyor.

Konusu düşünüldüğünde oldukça dramatik olsa da yönetmenin bu film hakkında çok da başarılı olduğu kanısına varamadım ben. Son dönem Türk dizilerinin su katılmamış acıklı hallerini arzulamasak da senaryonun insanlar üzerinde yaratabileceği etki, hafiften üstün körü anlatımla pas geçilmiş sanki. Daha çarpıcı, daha duygusal ve sonuç itibariyle daha nokta atışı olacak film konunun haberdarı olmamızı sağlamaktan öteye geçememiş gibi.

Filmi izlerken kafanızda ilk bölümün sıkıcı ama biraz eğlenceli tavrını ve ikinci yarıda ise sarsması beklenen ama bunu yukarıda söylediğim üzere çok da derinden gerçekleştiremeyen dramatik yarısını görebilirsiniz. Ancak filmin her noktasında yine çok çarpıcı bir anlatım biçimiyle olmasa da savaşa dair ince mesajları da unutmamak gerek...

Oyuncuların performansları ancak kendilerinden istenilenleri yaptıkları şeklinde maalesef. Oyunculuğu ile parlayan bir yıldıza denk gelemedim ben. Müzikleri içinse aklımda bu açıdan kalan ve beni kendisine sürükleyen herhangi bir bölüm hatırlayamadığımı belirtmek istiyorum.

Her ne kadar çarpıcı olmadığı hakkında yorumlarımı okuduysanız da filmi izlemeniz açısından tavsiyede bulunmadan da geçemiyorum ki bunun için tek başına konusu ve sizin hayal gücünüz yeterli. Ortadoğu’ya bir de bu açıdan bakmanın “bakış açınız” için faydası olacağını düşünüyorum. Son olarak IMDB puanı da 7.1.

İyi seyirler…  

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...