23 Ocak 2012 Pazartesi

Zenne? Ahmet?

(Merhaba... Nadas zamanı bitti mi bilmiyorum ama bunu yazmak istedim!)

15 Temmuz 2008’de bir insan öldürüldü, adı Ahmet Yıldız. Tek “günahı(!)” hemcinslerinden hoşlanan, bununla da kimseye bir zararı olmayan Ahmet’in katil zanlısı babası! Halen yakalanamadı. Ahmet’in katledilişi dünya basını da dahil birçok platformda "gay namus cinayeti" olarak adlandırıldı. Ahmet, yanınızdaydı; artık yok!

Nasıl bir baba ki oğlunu öldürmekle suçlanabiliyor? Nasıl bir din/ahlak/töre/vicdan buna izin verebiliyor? Daha önceki birçok yazımda ifade ettiğim gibi, siz kim oluyorsunuz ki insanları sadece mahrem alanlarından dolayı yaşama hakkını bile elinden alacak kadar ileri gidebiliyorsunuz? Siz kim oluyorsunuz?

İşte Ahmet’in anısına, Ahmet’in ibret verici hikayesinden yola çıkarak bir fim vizyona girdi geçen hafta. Adı Zenne. Heyecanla beklediğim filmi burada nacizane yorumlayıp görüşlerimi paylaşmak istiyorum.

Bir filmde öncelikle hangi başlıklar yorumlanır bilmiyorum ama ben herkesin az çok bildiği ya da sağdan-soldan okuyabileceği hikayenin bize/bana yansımasından bahsetmek istiyorum. Yönetmenleri "dramatize etmek istemedik" dediyseler de bu bir drama filmidir, dramatize edilmeli ve eşcinsellerin yaşadıkları dünyanın, içinde öylece kalakaldıkları ve çıkacak yol bulamadıkları lanet olası durumun en azından belli bir kesitini yansıtmalıdır. Ki bu öylesine can yakıcı bir hikayeden esinlenmişken karşımıza çıkan çok da fazla can yakmak istemeyen/can yakmayan bir film.

Hikayenin en başından sonuna kadar ilerleyişi oldukça durağan. Beklediğim aksiyon filmi kıvamında olaylar zinciri değil elbette ama konunun parçalanmış, kopuk kopuk anları bize sunması ve duygularımı alıp götüremeyişi açısından heyecanımı karşılayamadı. Buna rağmen özellikle Ahmet’in annesi rolünde Rüçhan Calışkur’un oyunculuk adına çok büyük işler yarattığını eklemem gerek. Diğer oyuncuların hakkını da vermek gerekir tabi ancak Rüçhan Calışkur’un yeri ayrı olmuş bu filmde. Tilbe Saran da, Erkan Avcı da Altın Portakal'ı layıkıyla hak etmişler.

Zenne’nin vizyonundan önce yayınlanan birçok teaser’ının bende yarattığı görsellik içeren, zennenin hayal dünyasını yansıtacak biçimde efektlerle oluşturulmuş sahneleri de yetersiz kalmış. "Ucundan azcık" kıvamında verilen bu sahnelerde bana kalırsa Cirque du Soleil’de de sahneye çıkan İlhan Karabacak oynayabilirdi.Dansı ve diğer nitelikleri ile bu rolü kotaracağını düşünüyorum.

Müziklerde Demir Demirkan imzası var ki filmin en fazla öne çıkan tarafı buydu. Demir Demirkan’a teşekkür ediyoruz.


Yalnız eklemek isterim ki bu yorumlarım filmden beklentilerimle alakalıdır. Ahmet’in anısına yapılmış bu Zenne, olağanüstü özellikleri olmasa da sizin vizyonda gördüğünüz/göreceğiniz birçok filmden de çok daha iyi. Ve bütün film bir yana, filmin son sahneleri yukarıda anlattıklarımın tamamen aksi yönünde bir nitelik kazanıyor: Drama kendini hissettiriyor, zenne dansıyla sizi büyülüyor ve acı yüreğinize işliyor. 5 Altın Portakal’ı da fazlasıyla hak ediyor.

M. Caner Alper ve Mehmet Binay’a teşekkürler.

İyi seyirler.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...