13 Şubat 2013 Çarşamba

Je t'aime



Sıradan günlerden biriydi onun için. İstanbul’un kış mevsiminde sergilediği histerik kadın kadar kararsız ama bir çocuğun oyunu gibi yaklaştıkça sıcak, uzaklaştıkça soğuk olan günlerden biri işte. Hafta içi her gün sabah 9’da olduğu gibi işyerine varmış ve masasına yerleşmişti. Raporlardaki rakamların Matrix sahnelerinden farksız, karşısındaki ekranda akıp gittiğini izliyor; boş kalan hücrelere yeni yeni rakamları hapsederek zamanın geçişine kulak asmamanın “şahane” keyfini sürüyordu. Açık ofis alanının sınırlarını sonuna kadar zorluyor, kafasındaki kulaklıkta son ses çalan müzik için karşısındaki yöneticisinin bir uyarıda bulunup bulunmayacağına dair tahminler yürütüyordu. Üçüncü şarkıya gelmesine rağmen işle ilgili sorular dışında müziğine laf eden olmamıştı.

İçindeki üç-beş şarkı dışında herhangi bir fikri olmadan kafasının içi kadar karışık müzik klasörlerinden birisi için “tümünü yürüt” komutunu vermişti. Ağırlıklı elektronik olan müziğin ritmine başını ve ayaklarını uydurmadan yapamazdı. Sonra birden o şarkı hem bedeninin hem de ruhunun ritmini kesip geçti: Je t'aime

Şarkının adı dışında sözlerinin anlamı hakkında tek bir fikri yoktu ama donakaldı. Bu listede olmaması gereken şarkıyı duyduğunda, hayatında olmaması gerektiğine karar verdiği Alain’u hatırladı. Dayanamadı.

Bir yıl süren ilişkisinin bitişine temel hazırlayan kişiydi Alain. Beraber yaşadığı sevgilisinin yokluğunda, canının sıkılganlığını barda atabileceğini sanmış; orada da sıkılıp geri dönmek için çıkışa doğru yol aldığında salınan elinin başka bir elle buluşmasına seyirci kalmıştı. İnsan akıntısından kurtulup el ele, iki adım yana ulaştıklarında ellerin beraberliğini kıskanan dudakların başlattığı eylem, evine ulaştıklarında bütün vücutlarını sarmıştı.

Sabah olup da gün aydınlığa ulaştığında, çıkış kapısından giden bedeni Truva Atı gibi canlandırmıştı gözünde; güzel ve özel. Truva Atı’nın içine yerleştirdiği düşman da kendisiydi. Sağlam bir kaleymişçesine korumaya çalıştığı, hayatının büyük bir bölümünü ayırmaya çalıştığı ilişkisini yakıp yok ettiğini düşünmüştü.

Dayanamadı. Telefonunu aldı ve iki kelimeyi çok da düşünmeden yazıp gönderdi. Düşünürse kahve fallarında sıkça duyduğu “öyle mi yapsam, böyle mi yapsam deyip duruyorsun, kafan allak bullak” cümlelerini tekrar yaşatacağından korktu. Az sonra telefonunun ekranına gelen uyarı, “Seni özledim” mesajının iletildiğini haber verdi. O sadece utandı ve şarkısını tekrar dinledi: Je t'aime

2 yorum:

  1. Cok saglam sarkidir Je T'aime. Bir de Caruso'yu soyledigi performansi var. Je Suis Malade'yi de unutmamak lazim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bazen duyduğunda çarpan şarkılar vardır, kalakalırsın. bu şarkı onlardan benim için. :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...