18 Mart 2013 Pazartesi

Milk... Harvey Milk...


1970’lerde bir adam: Harvey Milk. Bu adam o dönem günümüz Türkiyesi şartlarında olan ABD’nde öyle şeyler yapmıştır ki bugünlerde adına özel bir gün ile eşcinsel kutlama günü yapılmaktadır. Hem adamın yaptıkları hem de film hakkındaki genel bilgiye şuradan ulaşabilirsiniz (hem de filme :))

Bu filmi izlerken sanırım biraz duygusal bir modum vardı ki adamın yaptığı politik işlerden çok kişisel ilişkileri ile ilgilendim ve onlarla gülümseyip onlarla hüzünlendim (Not: Aktivist tarafları pas geçtiğim anlamına gelmiyor bu). 40 yaşındaki bir adamın hayatındaki boğuculuğun ötesine geçebilmek için metroda durdurduğu biriyle tanışması, o gece bir şeyleri paylaşması ve “Hadi buradan kaçalım?” tümcesiyle kendini onunla birlikte San Francisco’da bulmasının bende yarattığı heyecanı düşünemezsiniz bile.

Spoiler (detay) vermekten kaçınmaya çalıştığım için devamını anlatamıyorum maalesef :( Filmin tadı kaçmasın.

Film için hangi yorumu okursanız okuyun benim de özetle bahsedeceğim üç temel yorumla karşılaşırsınız:

Sean Penn gerçekten harika bir oyuncudur. Zaten bu filmde gösterdiği performansla 2008 yılının En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ını almıştır.

Gus Van Sant da bu filmde iyi bir iş ortaya çıkarmıştır.

James Franco gerçekten çok yakışıklıdır, seksidir, sempatiktir, tatlıdır, gülüşü muhteşemdir, bıyık ona çok yakışmıştır :) Neyse bu kadar yazmak yerine fotoğrafını paylaşmak daha iyi :)


Filmden akılda kalanlar:

“Ben Harvey Milk. Sizi örgütlemek istiyorum”

“Eğer ki kafama bir kursun sıkılırsa, bırakın bu kurşun kapılar ardında saklanan eşcinsellerin kapılarını kırıp geçsin”


İyi seyirler :)

15 Mart 2013 Cuma

Evlenen Gayler şimdi daha uzun yaşıyorlar!

12 Mart 2013'de Robert Preidt tarafından yazılan ve National Library of Medicine'da yayınlanan ilginç makaleyi sizin in birebir çevirmeye çalıştım.



Eşcinsel birliktelik içerisindeki Danimarkalı erkekler arasında ölüm oranı, 1990'lardan itibaren kayda değer bir düşüş yaşamaktadır. Ancak yeni bir araştırma da gösterdi ki eşcinsel birliktelik içerisindeki kadınlarda ölüm oranı artmaktadır.

1989'da Danimarka eşcinsel evliliğe izin veren ilk ülke olmuştur. Araştırmacılara göre, bundan sonraki birkaç yıl boyunca, eşcinsel birlikteliklerdeki ölüm oranı belirgin bir şekilde yüksekti. Bununla beraber, 1996'dan itibaren eşcinsel birliktelik yasayan erkekler arasındaki ölüm oranı düştü ve bugün bu oran hiç evlenmemiş ya da boşanmış erkeklerdeki ölüm oranının da altına inmiştir. Uluslararası Epidemoloji dergisinde 12 Mart'ta yayınlanan araştırmaya göre bu düşüşün ana sebebi, HIV/AIDS gibi hastalıkların etkin tedavilerindeki gelişmelerdir.

Bunun aksine, araştırmalar g
östermektedir ki eşcinsel birliktelik içerisindeki bayanlar arasında ise ölüm oranı artmıştır (ç
ogu intihar ya da kanser nedeniyle).

Araştırmanın ba
ş yazarı Morten Frisch bir yazıda şöyle diyor: "Lezbiyenler intihar ve meme kanseri için bilinmeyen yüksek risk popülasyonu oluşturuyorlar, bu nedenle bulgularımız gösteriyor ki bu gerçeğin altında yatan faktörleri tespit etmek ve bu popülasyonun (lezbiyen populasyonu) temel sağlık hizmetlerine erişimlerini sağlamak için çaba sarfetmek gerekmektedir.







Uzunca süredir bilindiği üzere evli insanlarda ölüm oranı düşüktür. Ancak Batı toplumlarında son 10 yılda evlilikte önemli değisimler meydana geldi. Örnegin, geleneksel evlilik yapan insanların yüzdesinde aşamalı bir düşüş, bekar ve boşanmış insanların yüzdesinde artış, artan bekar insanlar sayısı, bir karşı cins üyesiyle yaşayan insanların sayısında azalış gibi. Frisch: "Bu araştırma da daha önceki araştırma gibi gösterdi ki evli olmak ya da bir karşı cins üyesiyle yaşamak (birliktelik) daha düşük ölüm oranıyla ilişkilendirilir. Kamu sağğı bakımından ise neden bu ilişki içindeki insanların ölüm oranının düştüğünü tanılamaya çalışmak çok önemlidir.

Kaynak: Uluslararası Epidemoloji Dergisi

11 Mart 2013 Pazartesi

Gayfone apps


Eveeettt! Bazen farklı bakış açılarını da yakalamak gerekir diye düşünüyorum ve ilk yazısı ile sizlere Mr Butterfly'ı takdim ediyorum :) Artık burada kendisinin yazılarını sık sık görebileceksiniz :) (nick smorty)


Aaaah ah hep söylüyorum. Erken doğmuşuz a dostlar! Zira yeni nesil pek şanslı veletler. Mircte konuşup da bir foto dahi görmeden yapılan o Blind-datelerden , Gaydar ile başlayan ve Gayromeo ( Planetromeo) ile patlama yasayan date sitelerinde sosyalleşmelerden; artık instant messaging, anında foto paylaşımı ve hatta lokasyonunu, uzaklığını ve karsınızdakinin neredeyse bizi ilgilendiren tüm zevklerini görüp ona göre secim yapabildiğimiz akıllı telefon uygulamaları çılgınlığına  kadar geldik.

Bu uygulamaların ilki ve tüm dünyada da en popüler olanı hepinizin de malumu olduğu üzere Grindr. Şarkıda da denildiği gibi “sanki aşkı öğütmeye programlı gibiyiz” dedirten adıyla program insanlara date imkanı tanıyor. Özellikle TechCrunch‘ın beş senedir düzenlediği Crunchies  ödüllerinde En İyi Konum Tabanlı Uygulama seçildiğini belirtmek isterim.

Programı genel olarak anlatmak istersek sizin lokasyonunuz üzerinden en yakınınızdan başlayarak etrafınızda bu programı kullanan maksimum 200 hemcinsinize ulaşmanızı sağlıyor. Kafanıza, zevkinize uymayanları blokladığınızda dolayısıyla yeni yeni kişiler görme imkanına sahip olabiliyorsunuz. Yükleyeceğiniz foto uygulamanın yönetimi Amerika olduğu için saat farkına bağlı olarak değişen bir sürede yönetimce onaylanmaktadır. Sadece bir fotoğraf yüklenebiliyor ve bu bazı sıkı kurallara tabi. Bence böyle olması da gerekir. Yoksa Pllanetromeo' da gördüğümüz o Nudistliğin sınırlarını zorlayan manzaralarla karşılaşacağımızdan adım gibi eminim.

Foto yükledik, onayda bekleyedursun. Profilimizi düzenleyelim biz de. İsterseniz profil adı ve alta da istediğiniz gibi mesaj ekleyebilir “no pic no reply, no fem yes masc, “nsa, decent, easy going , wanna have fun” tarzı klasik zırvaları yazabilir, boy-kilo-yaş ve arayış gibi özelliklerinizi girebilirsiniz. Şimdi artık gelsin slm ler gitsin nbr ler :)

24 saat içinde max 10 kişiye blok atıp, max 200 kişi görüntüleyebildiğiniz için daha manyaklar ve azgınlar için Pro versiyonuna yükseltmeleri önerilir. Onun haricinde normal versiyon yeterli. Beğendiğiniz kişileri lokasyonunuz değiştiğinde de takip edebilmek için favorilerinize eklemeyi öneririm. Appstore’daki 10 yorumdan 4 olumlu, 5 teknik sorun bildirimi, 1 olumsuz.

Yazı için araştırma yaparken fark ettim ki aynı formatta ve hatta daha iyisi bir sürü program varmış meğerse. Ama bu programların en büyük sorunu herkesin Grindr'da olması nedeniyle çok rağbet edilmemeleri. Bu nedenle de o programlarda tarama yapınca civarda kimse olmadığı için Yunanistan, Ukrayna vb gibi çevre ülkelerden birileriyle tanışmanız daha olası. Ama tüm programların ortak özelliği olarak sizi illa ki bir noktada (en zevkli yerinde :)) uygulamanın paralı versiyonuna yükseltmeye zorlamasıdır.

Bunun en abuk örneği ise Scruff denilen ve genelde Avrupa'da yaygın olan uygulama ile konuştuğun kişinin daha biraz önce yolladığı  resmini ya da yazdıklarını bile görmek istersen uygulamayı pro’ya yükseltmeni istemesi. Grindr’a bile rahmet okutacak bu fırsatçılık yüzünden daha bir saat önce konuştuğun kişiyle ne konuştuğunu unutuyorsun çünkü history siliniyor. Uygulamanın hiç mi iyi tarafı yok? Elbette var. Mesela sadece lokal değil, global aramaya da izin vermesi, profilinize bakanları görmenize imkan vermesi ve events bölümüyle dünya genelinde hangi tarihte nerede bir parti, festival olduğunu haber vermesidir. Genel olarak hiç beğenmedim bu fırsatçı uygulamayı, sizin için araştırırken buldum, yükledim ve kullandım ama size tavsiye etmem. Toplam 4 yorumdan tamamı olumlu.

Bu uygulamalardan en iyisi bana göre Hornet. Çünkü public ve private kategorisinde birden fazla foto yuklenebiliyor. İstediğiniz şehir, ülke adı girip orada arama yapabiliyorsunuz (bu özellik Scruff’da da var). Veeeeeee, en güzel tarafı ise profil görüntülemede bir sınır olmaması. Zira ben listenin sonuna gelemedim. Scruff’da olduğu gibi insanları salak yerine koyan kısıtlamalar yok. Ama tek dezavantajı yukarıda da dediğim gibi henüz bilinmiyor olması nedeniyle etrafta lokal olarak çok kişi bulamaması.  Diğer ülkelerde birçok kişi bulmasından anladığım kadarıyla dünyada bayağı yaygın ve diğer uygulamalar bir tedbir almadığı sürece Hornet ülkemizde de yaygınlaşmaya devam edecektir. Zira tüm uygulamaların en iyi özellikleri bu uygulamada birleşmiş. Toplam 10 yorumdan 10’u da olumlu.

Planetromeo'nun sanki alelacele yapılmış izlenimi veren aplikasyonuna ise değinmiyorum bile. Çünkü ancak wi-fi ile bağlanıldığında DNS ayarı değişikliği yapılıp giriş yapılabileceği söylenmekte. Ben henüz bağlanmayı basarmış değilim. 10 yorumdan 6’sı negatif, 2’si nötr, 2'si olumlu.

Daha elbette hemen hemen aynı formatta bir sürü program var. Belki çok daha iyi ve kullanıcı dostu olan. Ancak hiçbir oy almamış ve kullanıcısı çok sınırlı.

Seçim sizin arkadaşlar. Yükleyin, profil kurun, foto koyun, kişi seçin. Ağzınızın çok laf yapmasına da gerek yok :)

Hadi; selam verin, buluşun ve gerisi size kalmış artık ;)

10 Mart 2013 Pazar

Güzel Kokan Çocuk


Erkek erkeğe aşkı anlatır mısınız demiştim. O çağrıya verilebilecek en güzel yanıtlardan birini verdi Kaan. Teşekkür ediyorum ve yaptığım ufak düzeltmeler için affına sığınıyorum.


Bir anda girdi hayatıma… Herkesin hayatıma girişi gibiydi. Tek farkı vardı, çok güzel kokuyordu. Allah'ım o ne koku öyle? Bir insan nasıl böyle güzel kokar? Şimdi burnumda hep o koku. O kokuyu yayan teni arıyor ellerim. O kokunun sahibi gözleri arıyor gözlerim.

Bir gece sabaha kadar beraber oturduk. Gece geç saatte tanışmıştık. Duramadık buluştuk. Sadece sohbet ettik. Allah'ım yine o koku! O ten! Burnumda… Gözlerimde yaş. Neden mi? Çünkü şimdi o yok. Sabah aniden çıktı. Bir telefon geldi, o da “Tamam geliyorum” dedi ve gitti. Ben sadece arkasından bakakaldım. “Eğer görüşmek istersen ararsın” dedim.

Telefonu kapattı. "Şimdi gitmem gerek" dedi. Ben de "Hep öyle olur zaten" dedim. Birisinin gitmesi gerekir ve biter o tatlı huzur. Biter tenin tene kavuşmuş olan hazzı, başlar özlem… Birisinin gitmesi gerekir hep. Birisi gitmese olmaz mı? Ne zaman duracak dakikalar? Ne zaman bitmeyecek o koku? Ne zaman ayrılık gelmeyecek?

Sonra ben yine yatağıma girdim. Uyumak mı ne kelime! Sadece onun kokusunu çektim bol bol. Allah'ım bir insanın kokusu böyle kalıcı olur mu? Bir insanla diğer insanın bu kadar ortak noktası olabilir mi? İlk defa karşılaşan iki insan konuştukça birbirine yaklaşabilir mi iki ayrı koltukta oturmalarına rağmen? Arkadaşlarımla sevişmem demişti. Acaba ben onun arkadaşı mıydım? Konuşurken yüzüme bile bakmıyordu. Tamam, benden hoşlanmamıştı. Bir hata edip evime gelmişti. Şimdi kalkıp gidemiyordu. Anlaşılan ben onun tipi değildim.

Sonra sabahın ilk ışıkları kendini gösterdiğinde uyku ağır basmış, koyun koyuna uzanmıştık. Deli gibi öpmek istesem de kendimi çekmiştim. Öpmemiştim. Büyü bozulmasın istedim. Yatarken kokusu iyice içime işledi. Üstüne üstlük "Sen ne kadar güzel kokuyorsun böyle" demez mi? “Haspam; güzel kokan sensin. Ben değilim" dedim.

Sohbet ederken bir an olsun gözlerimin içine bakmadı. Ben hep ona baktım. Ne kadar yakışıklıydı öyle. Bir kere bana bakmadı, sürekli gözlerini kaçırmak zorunda hissetti kendini. Neden kaçırır insan bu kadar gözlerini. Bir an bana baksa, hazır ona bakan gözlerime yakalanıp kalmaktan mı korktu ki? Bilemedim ama bir kez olsun bakmadı.

Hala burnumda o koku. Allah'ım bir insan nasıl böyle güzel kokar? Ben belki onu değil, kokusunu sevmiştim. Bilemiyorum. O kokuyu yine hissedebilmek için onu bulmalıyım, bunu biliyorum. Yatarken yakın bir şekilde, bir an bana sarıldı. Vücuduna çekti beni. Kilitledi kollarıyla, sanki kaçacakmışım gibi. Öylece yatarken bir an öptü beni. Evet, o beni öptü. Dudaklarıma iki soğuk kuru dudak değdi bir an hissettim. Yumuşacık yanaştı bana. O an karşılık vermeme fırsatım var mıydı sizce?

Öpüştük uzunca bir müddet, çok tatlıydı. Kokusu içime işlemeye devam ediyordu. Bir an koltuk altımı öpmeye başlayınca işte benim aşk kriterim yerine gelmiş oldu. Bir erkek diğerinin koltuk altını öpüyor, kokluyor, yalıyorsa; ehh artık aşıktır. Ama bu benim kriterim, onun olmayabilir. Bence bana aşık maşık da değildi zaten. Sadece o an bunu istemişti belli ki.

Duşa gireceğim. Bedenim o kokuyor. Allah'ım nasıl bir kokudur bu. Mesaj yolladım: "İşin kötüsü ne biliyor musun? Sen kokmuşum ve şimdi duşa girmek istemiyorum." Cevap geldi ben daha duşa girmeden: "Sen şimdi duşa gir, ben akşama uğrayacağım."

Kaan Arer
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...