29 Ocak 2014 Çarşamba

Love is in the Air (2) – Mehmet Akar

Love is in the Air partileri devam ediyor ♥♥




Burada benim Mehmet Akar hakkında çok da fazla bir şey yazmama gerek kalmıyor esasında. Çünkü pek çok ünlü isimle çalıştığı, şarkıların içinize işlediği hakkında hemfikir olabilmemiz için (eğer hala girebiliyorsanız) Soundcloud’daki setlerini dinlemeniz yeterli (giremiyorsanız bi zahmet DNS ayarları diye arama yapıverin lütfen).

Müziğin yavaş yavaş içinize nasıl işlediğini size nasıl hissettirebilirim diye düşünürken aşağıdaki şarkıyı paylaşmak geldi aklıma (şarkı çıkmadıysa önce DNS ayarları lütfen :p).


Unutmadan!
Geçen hafta bana sadece bir mail göndererek Love DP’de eğlenen takipçilerimden bir mesaj var:

Merhaba, öncelikle teşekkürler...

Geçen haftaki Love is in the Air partisine gittik. Tek ufak sorun isimlerimizin yanında soyadımızın verilmemesiydi orada ufak bir karışıklık oldu ama nihayetinde bir problem yaşamadım. Güzel ve eğlenceli bir geceydi, müzikler mükemmeldi. Kapanışa kadar kalıp müziğin keyfini çıkardık. Kokteyl gayet güzeldi, bitirmesi zor oldu biraz :) Böyle geceler daha da olsun daha da eğlenelimmm :)

Bu haftaki iyi haber şu:

 
31 Ocak Cuma gecesi Love Dance Point’teki partiye 2 kişilik davetiye yine benden. Üstelik yanda gördüğünüz Love is a Bowl kokteyliyle beraber :) Bu kez sizden ricam şu soruya vereceğin (mümkünse tek cümlelik) cevabı isimlerinizle beraber bana mail atmanız:

Soru: Love sana ne ifade ediyor?

İyi eğlenceler :)


Daha fazla bilgi için http://www.lovedp.net/ ve takibe almak için http://www.facebook.com/LoveDancePoint ya dahttp://www.facebook.com/LoveDP ya da http://www.twitter.com/LoveDancePoint’i tıklayabilirsiniz. Daha fazla video için de http://www.youtube.com/user/LoVeDancePoint ... 





27 Ocak 2014 Pazartesi

Oku da adam ol!

Sevgili Nokta Virgül, şuradaki yazımda şu yorumu yapmış:

“Biraz da kendimize özeleştiri yapalım. Yeterince birlik olabildik mi? İntihara sürüklenenlere ne kadar yardımcı olabiliyoruz? Başka hayatlarla yeterince ilgilenebiliyor muyuz? Bir şeyler yapanlar var ama hepimizin birbirimizden haberi olmalı ki zorluklarla karşılaştığımızda en azından teselli bulalım İsalar artık yaşasın!”

O yoruma yanıt yazarken konunun uzayıp gittiğini fark ettim. Ve bence önemli bir konuydu. Bu nedenle yanıtımı oradan yanıtlamak yerine post girmeyi tercih ettim. Sanırım biraz gergin bir anıma geldi ki biraz “dobra dobra” yazmış oldum.

Sevgili Nokta Virgül,

Konunun yorumunla bir alakası yok. Ama bilinçlenmek deyince bunlar döküldü içimden.

Sevgiyle…




Haklısın elbette. Aramızdaki hemen herkes internet kullanabiliyor. İnterneti sadece arayış yerine bu ve bunun gibi blogları okumak için de kullanmak gerekiyor. Kaosgl'den ya da Lambdaistanbul’dan haberdar olmaları gerekiyor. Öyle ki yardıma ihtiyaçları olduğunda bizim elimizden bir şey gelir mi diye düşünebilelim, elimizden geleni yapabilelim. İnternet bunun için de var. Sitenin en tepesinde de mail adresim yazıyor. Hemen her gün kontrol ediyorum. Bazen günde bir kaç kez.

Bütün bunların dışındaki olayları düşündüğümüzde ise zaten o insanlar internet kullanamıyorsa birilerinin ona ulaşması gerçekten çok zor demektir. Arkadaşlık bağlarını güçlendirmesi gerekir. Çünkü bizim durumumuzda çoğunlukla arkadaşlarımız, ailemizin dahi bilmediği kadar özelimize sahip olabiliyor ki bu şartlarda olmalı da bence.

İstisnai durumlar elbette bundan farklıdır. İsa bir aktivistmiş. Keşke onun yükünü bir parça paylaşabilseymişiz. Şuan elimizden gelen sadece dua etmek.

Sevgili Nokta Virgül,

Söylediklerinde çok haklısın. Ama yukarıda söylediklerim de ülkemizde yaşanan gerçekler ve toplumun her kesiminde olduğu gibi bizim aramızda da kendini bilgilendirmek için iki dakika ayırmayan insanlar var. KTOG (Kırsalda Tıp Okuyan Gay/blogger) HIV/AIDS ileilgili özel bir dosya hazırlamış ve yayınlamış blogunda. Gerçekten çok çaba harcanmış olduğu her halinden belli. Ama kaç kişinin açıp okuduğunu cidden merak ediyorum. Chat yapmak, arayışta olmak daha cazip belki de.

Konu biraz da şununla ilgili sanırım.

Karmaşık oldu biraz. Ama sonuçta atılan her adım benim için değerli. Bir kişi bile.

İsteyen herkes özelinde bana ve rahatlıkla söylüyorum ki diğer blogger arkadaşlarıma ve yukarıda bahsettiğim LGBTT örgütlerine dilediğinde ulaşabilir.

Yorumun için teşekkürler.


NOT: Başlık eskiden "hamamda gaysex" şeklindeydi. Dikkat çekmek amacıyla konulmuştu. Değiştirildi.

25 Ocak 2014 Cumartesi

Niye gittin be çocuk?


Azerbaycan’da 20 yaşındaki LGBT aktivisti İsa Şahmarlı, kendisini gökkuşağı bayrağıyla asarak dün intihar etti.

“Gidiyorum. Herkes hakkını helal etsin. Bu ülke, bu dünya bana göre değil... Mutlu olmak için gidiyorum... Anneme de onu çok sevdiğimi söyleyin. Hepiniz ölümümde günahkârsınız. Bu dünya benim renklerimi taşıyacak kadar güçlü değil. Elveda."

Gitmeseydin keşke…

Belki bu ülke, bu dünya sana göre değildi belki ama gitmeseydin sen yine de… Hayallerimiz vardı senle gerçekleştirmek için çabalayacağımız. Savaşacağımız…

Gitmeseydin keşke…

El ele dolaşacaktık hem İstanbul’da, hem Bakü’de. Belki kenetlendikçe büyüyecektik, büyüdükçe renklenecek. O renkler öyle güzel olacaklardı ki kışın ortasında bahar gelmiş gibi yayılacaktı dört bir yana. Bazıları görmese de, görmek istemese de…

“…ümit ediyorum ve bir gün göreceğim ki Bakü’nün gökyüzünde LGBT bayrakları dalgalanacak. Esas görmek istediğim şey de eşcinsel bir çiftin el ele Bakü’de rahat rahat gezebilmesi…”

Dualarımız seninle :(



24 Ocak 2014 Cuma

Love is in the Air (1) – Murat Uncuoğlu

Love is in the Air partileri başlıyor


Google’a girip “Murat Uncuoğlu” yazdığınızda karşınıza çıkan sonuçlar sizi şaşırtabilir. Okuyacaklarınızın yanında dinleyecekleriniz karşısında şaşkınlık duyup bu dünya standartlarındaki DJ’in bir gay club’ta çalacak olması sizi heyecanlandırabilir de.



Keza beni heyecanlandırdı. Niye mi? İşte yanıtı:


Daha önce verdiği bir söyleşide de şunları söylemiş. Bu cümleler neden Love’a geldiğini açıklıyor sanırım:

Seviye farkını kaldırmaya çalışıyoruz; bu müziği seven üst düzey yönetici de, diğer vasıfsız diye tabir edilen çalışan dinleyici de burada eşit! Hiç birbirlerinin ne olduğuna bakmadan, bu müzik türü içerisinde, bu yaratılan atmosferde buluşmalarını sağlamak; gaylerin, lezbiyenlerin, transların, adamların, kadınların. Kulübün esas amacı da bu zaten. İçeri girdikten sonra herkes kendi kimliğini kapıda bırakıyor.

Şimdi iyi haber şu:

24 Ocak Cuma gecesi Love Dance Point’teki partiye 2 kişilik davetiye yine benden. Üstelik aşağıdaki gördüğünüz şu içkiyle beraber :) Yapmanız gereken tek şey sadece isimleri bana mail atmak: nicksmorty@gmail.com 


Daha fazla bilgi için http://www.lovedp.net/ 


İyi eğlenceler :)

19 Ocak 2014 Pazar

Gay lokeline de bekleriz: Pinokyo Cafe&Bar


Sizler için yaptığım mekan gezmelerine devam ediyorum :) Şimdi size işletmecilerinin cafe&bar olarak adlandırdığı bana göre ise daha çok pavyon havasını andıran Pinokyo’dan bahsedeceğim (bunu bir olumsuzlama olarak değil, eğlence çeşitliliği olarak lanse etmeyi doğru buluyorum).

Nasıl gidildiğini tam olarak hatırlamadığım için adresi vermekle yetiniyorum: Katip Çelebi Mh. Büyük Parmakkapı Sk. No:26 Kat:1 Beyoğlu - Taksim / İstanbul. Ama Taksim’den İstiklal Caddesi’ne girdiğinizde mekanın olduğu sokağı bulmanız zor olmayacaktır.

Binanın girişinden bir kat yukarıya çıkarken merdivenlerde etkinlik duyurularını görmeye başlıyorsunuz. Sonra kapıyı açıp içeriye adım attığınızda zevkinize göre eğlence ya da işkence sizi bekliyor. Kafanızda canlanabilmesi için özet olarak aşağıdaki videoyu (gay versiyon şeklinde) izlemenizi tavsiye ediyorum :)


Pinokyo’nun gördüğüm kadarıyla en önemli özelliği canlı müzik. Yanlış hatırlamıyorsam hergün canlı müzik yapıyorlar. İnternete göre bazı akşamlarda istek geceleri vs olabiliyormuş. Canlı derken karaoke stili diye düşünmenizde fayda var çünkü solistin arkasında bir orkestra yok. Solistimiz önündeki laptoptan şarkıyı seçiyor ve müziğin üzerine canlı olarak söylüyor. Teknolojinin nimetlerinden faydalanmak güzel şey bence. 



Ancak keşke o teknoloji nimetlerini ses sistemini kurarken de kullansalarmış diye iç geçirmedim değil. Özellikle çalınan-söylenen bazı şarkıların bazı yerleri ses sisteminden dolayı o kadar rahatsız edici bir hal alıyor ki insan suratını buruşturmak zorunda kalabiliyor. O nedenle özellikle hoparlörlere yakın yerlerde oturmamanızı tavsiye ederim.

Gelenler çoğunlukla feminen ergenler ve onların takipçileri. İçeride bolca feminen ergen çığlığı ve kahkahası duymanız olası. Ayrıca tshirtün göbek kısmını yukarıya kıvırıp yapılan danslar da cabası. 

İç dekor size “vay” nidasını attıracak nitelikte değil. Gelişigüzel dağıtılmış ve bazılarının ne alaka diye orda durduğu belli olmayan bir havası var. Mekandaki masa düzeni de çok rahat değil açıkçası. Yüksek sehpaların etrafına konulmuş bar taburelerinde oturuyor olmak bazılarımız için ayakta dikilmekten daha yorucu olabiliyor. İçki fiyatları normal düzeyde, üzerinden zaman geçtiği için net hatırlamıyor olsam da 50lik bira 15 TL tutarındaydı sanırım. Yanlışım varsa düzeltin lütfen. Servis konusu ise gerçekten tartışmalı.

Yukarıdaki son paragrafta bazı bölümleri hızlıca geçtiğimin farkındayım ancak aşağıda yaşadığım olayı sizere aktarırken o bölümleri açıklayacağım:

Mekan Kuralları dersi! 

Öncelikle mekanda iki servis görevlisi vardı. Adını sonradan öğrendiğim Ersin, kibar, olumlu ve yardımsever. Diğer arkadaşın adını bilmiyorum ancak kendisinin tavırları sanki gelen kişiler müşteri değil de ona muhtaç olan birileriymiş gibiydi. Lakin biri kendisine açıklasın, özellikle İstanbul’da böyle bir durum yok. Beğenmezsem çıkar başka bir mekana giderim (keza öyle yaptık).

Rahat olmayan tabureleri daha rahat bar sandalyeleri ile değiştirdik diye yanımıza gelen bu arkadaş, anlam verilemeyen bir sebepten dolayı (mekanın kuralı böyleymiş) bizi uyardı ve sandalyeleri değiştirmemizi söyledi. Barmen (sanırım oranın yöneticisi) öyle istemiş’miş. Kural böyleymiş. 10 dk sonra kalkarken barmene gittim ve sordum, kendisinin bunu isteyip istemediğini. Kendisinin söylemediğini ancak mekan kuralının böyle olduğunu söyledi. Çıkarken de tehditvari bir sesleniş ve bakışla karşılaşmadık değil.

Anlayacağınız servis, bunun ötesinde müşteriye yaklaşım (Ersin hariç) berbat!

Sonuç olarak bu olayın ardından gittiğim Sugar&Spice’ta gördüğüm dekor, dinlediğim müzik ve aldığım servis Pinokyo’ya bin bastı. İyi eğlenceler.


Bu arada değişik etkinlikleri var mekanın. Geçenlerde erkek güzeli yarışması yapmışlar. Bu olaylardan haberdar olmak isterseniz, Pinokyo'nun Facebook grubu için buraya tıklayabilirsiniz.

5 Ocak 2014 Pazar

O Küçük Kız Hala Gülümsüyor... Yalnızca Siz Duymuyorsunuz!

Mobil teknolojileri gençler her zaman daha yoğun kullanmış ve faydasını daha çok görmüştür. Ta ki 1 Ekim 2013’e kadar... TENA tarafından gerçekleştirilen yaşlılara özel sosyal sorumluluk projesinde, mobil ve internet teknolojileri, yaşlılarımızı mutlu etmek ve onlara unutulmaz bir gün yaşatmak için kullanıldı. Dünya Yaşlılar Günü’nde tüm Türkiye’nin sesini huzurevlerindeki yaşlılara ulaştırmak ve onları hatırlamamızı sağlamak için, dünyanın lider yaşlı ve hasta bezi markası TENA tarafından bir interaktif banner kampanyası gerçekleştirildi.

Gün boyunca www.hurriyet.com.tr ‘deki bannerlarda ve www.herzamangenc.com ‘da gerçekleştirilen sosyal sorumluluk projesinde; mobil teknolojinin gücü, internaktif bir video banner ile mutluluğa dönüştürüldü. Sabahtan akşama kadar yayınlanan reklam bannerlarına tıklayanlar, açılan ekrana cep telefonu numarasını girerek, saniyeler içinde çalan telefonlarının diğer ucunda bir huzurevi sakininin sesini duydular ve dünya yaşlılar gününü kutladılar.

Bu sürpriz kutlama kampanyasının iç ısıtan görüntülerini izleyince, kendinizi bir huzurevinde ya da bir aile büyüğünüzü ziyaret yolunda bulmanız kuvvetle muhtemel.

Bu kampanya, bir taraftan huzurevlerindeki yaşlılarımızı 1 Ekim boyunca aldıkları telefonlarla mutlu ederken, diğer taraftan 12 Kasım günü ödül töreni yapılan Mediacat Felis Ödülleri’nde 2 dalda aldıkları yaratıcılık ödülleri ile hayatlarındaki en özel anlardan birini yaşatmış oldu: http://www.herzamangenc.com/11/en-yaratici-dijital-sosyal-sorumluluk-projesi/

Siz de bu sosyal sorumluluk kampanyasına destek olmak ve huzurevlerini aradığımızda yaşlılarımızın yüzlerinde yaratabileceğimiz mutluluğu etrafınızdaki kişilere anlatmak için kampanya videosunu #bukızıgüldür hashtagi ile paylaşabilirsiniz.


Bir boomads sosyal sorumluluk içeriğidir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...