18 Şubat 2014 Salı

Pasif olmak nasıl bir duygu?



Dün Facebook hesabım üzerinden miskin miskin nette gezinirken bir arkadaşımın “Sizce pasif olmak nasıl bir duygu, düşüncelerinizi alabilir miyim?” mesajı ile karşılaştım. Orada olabildiğince anlatmaya çalıştım ancak bu sorunun yanıtının bir post olmasının daha doğru olacağını düşündüm ve şimdi okuduğunuz bu satırları yazmaya başladım.

Öncelikle bana göre erkek erkeğe ilişkide aktiflik-pasiflik sınırlarının olmaması daha makul. İki kişinin arasında uyum varsa, o an konuşmaya bile gerek kalmadan iş olacağına varır. Bence gay olan herkes özellikle özel birisi ile her ikisini de yaşamalı.

İlk denemelerde acı mutlaka olacaktır. Ancak erkeklerin kadınlardan farklı bir fiziksel özelliği var: Prostat. Erkeklerin G noktası diye internette aratırsanız sık karşılaşacağınız bölümlerden biri buna denk gelecektir. Benden duymak isterseniz anüs ile testislerin arasında kalan kısım diye tarif edebilirim.

Pasif olan erkek eşcinseller, prostat sayesinde, seks ilerledikçe hissettiği acının yerini hazzın alacağını görebilir. Çünkü prostat kendisine en yakın noktadan uyarılmaktadır. Öyle ki güzel bir seksin finalinde “prostat boşalması” diye tabir edilen (bana göre çılgın) hissi yaşayabilirsiniz. Ancak bu da partnerinizle uyumlu olmanıza bağlıdır.

İlk kez pasif olacaksanız lütfen sizin için özel biriyle bu anı yaşayın. Çok tanımadığınız ve belki de pek hoşlanmadığınız bir sekse pasif olmak için devam ederseniz alacağınız hissin sadece acı olabileceğini de eklemem gerek. Ayrıca mümkünse aktif ya da pasif fark etmez, bütün cinsel deneyimlerinizi özel insanlarla yaşamanızı tavsiye derim. Sahiplenilme duygusunu ancak bu şekilde keşfedebilirsiniz.

İşin sağlık yönüne gelince… Yine aktif ya da pasif fark etmeden lütfen bütün sekslerinizde korunun, kondom kullanın. Bu gerçekten önemli. İşinizi kolaylaştırmak için kayganlaştırıcı jel kullanmanız da önemli. Bir de temizlik aşaması var ancak onu bütün ayrıntılarıyla Kaan blogunda yazdığı için, benim bu konuya ayrıntılı değinmeme gerek kalmıyor çok şükür. Kaan’ın yazısına şuradan ulaşabilirsiniz.

Son olarak bence gay olan herkes, özel birisi ile iki ilişki biçimini de yaşamalı. Zaten erkek erkeğe ilişkinin en güzel tarafı da bu.


13 Şubat 2014 Perşembe

Elma dersem çık... / Love Day

Vakti zamanında insanoğlu, kadın-erkek, kadın-kadın ve erkek-erkek olmak üzere tek bedende yaşarmış. Kanatları varmış. Uçabilirlermiş ve mutlularmış, sevdikleriyle beraber.

Bir zaman sonra insan her türlü işte kendine yetebildiğini fark etmiş ve tanrıların emirlerine baş kaldırmaya başlamış. Tanrıların verdiği hiçbir ceza insanoğlunu caydırmaya yetmemiş. Ve bir gün insanlar, Zeus’u yenebileceklerini düşünerek, uçmaya başlamışlar.

Zeus buna çok sinirlenmiş. İnsanların üzerine şimşeklerini yollamış. İnsanların kanatları yanmış, bedenleri birbirinden ayrılmış.

O gün bugündür insanlar ruh eşini aramakla cezalandırılmış. Ve çok az şanslı insan ruh eşine ulaşabilmiş.

İnsanoğlu hep yapılmaması gereken şeyleri yapmış değil mi? Şimdi, 14 Şubat Sevgi(liler) Günü’nde kaldığımız yerden devam edelim. Aşıksak sımsıkı sarılıp, öpe koklaya dans edelim. Yalnızsak içip hep beraber dans edelim. 

Belki şu işe yarar?

Love The Way You Are / Love Day

Love Dance Point'in bu haftası partisine davetiye istersen tıkla!


Dünya çapında birçok ünlü Dj'ile sahne alan BeeGee, 14 Şubat Cuma gecesi, diğer ünlü Dj Çağın Kulaçoğlu ile Love The Way You Are / Valentines Day Special ile Love Dance Point'te! Ağırlıklı olarak setlerinde duyabileceğiniz ve gece kulüplerinde çaldığı müzik türleri Dance, Funky, Deep ve Progressive House.








 
14 Şubat Cuma gecesi Love Dance Point’teki partiye 2 kişilik davetiye yine benden. Üstelik yanda gördüğünüz Love is a Bowl kokteyliyle beraber :) Bu kez sizden ricam aşağıdaki soruya vereceğiniz (mümkünse tek cümlelik) cevabı isimlerinizle beraber bana mail atmanız. 

Soru: Love sana ne ifade ediyor?
Mail: nicksmorty@gmail.com


Ayrıca bu geceye özel tüm Hornet App kullanıcılarına, WildMilk Underwear Love’ın hediyesi :)

Partinin ayrıntıları için buraya tıklayabilirsiniz

İyi eğlenceler.

10 Şubat 2014 Pazartesi

Roşin Çiçek… Daha 17’ydi! #nefreteinat


Sadece erkeklere ilgisi olan bir oğul”du oysaki. Hayatını yeni yeni anlamlandırmaya başlamış, belki beyaz atlı prensle ilgili hayaller kuran, tertemiz, küçücük bir hayat. En az hepimizinki kadar biricik.

Henüz 17 yaşındaydı baba bildiği, amca dedikleri tarafından katledildiği zaman. Belki onu önemseyen biri vardı hayatında, bizim bilmediğimiz. Belki dünyayı değiştirecekti hayallerinin peşinden koşarken. Belki de aramızdan birisinin "aşkım"ı... Şimdi hiçbirisi yok.

...ve aylardır beklediğimiz haber geldi bugün Diyarbakır’dan:


“Diyarbakır'da eşcinsel olduğu için 17 yaşında öldürülen Roşin Çiçek‘in, babası ağırlaştırılmış müebbet, iki amcası ise müebbet hapis cezasına çarptırıldı.”

Türk mahkemelerinin adalet duygumuzu bolca sömürdüğü, bizleri bolca sorgulamalara sürüklediği günlerde hoşumuza gitti bu karar. Hoşumuza gitti dememe bakmayın siz, bu Roşin’i aramıza geri getirmez. Ama umut bu ya, daha fazla Ahmet’lerin, Roşin’lerin katline mani olur diye kendimizi avutuyoruz. Başka bir yerde, başkaca beyaz atlı prensler yaşamaya devam edebilsin diye. Ne diyordu film başlarken; “Dünyanın bir ucunda bir kelebek kanatlarını çırpsa, dünyanın öte ucunda fırtına kopar...

Bu yazının sonuna bir ağıt koymak isterdim ama Teoman’ın şarkısı o kadar manidar geldi ki sanki Roşin için yazılmış-söylenmiş gibiydi.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...