23 Haziran 2014 Pazartesi

Ferzan Özpetek (1): Hamam

Bu blogta ilk postumu 2010 yılında yazmışım. Birkaç ay sonra ilk posttan bu yana 5 yıl geçmiş olacak (kutlama mı yapsak, napsak bilemedim). Bu süre zarfında birçok konu hakkında yazmışım ancak fark ettim ki Ferzan Özpetek hakkında tek bir cümle bile yok. Eksik kalmışım, kusura bakmayın.

Ferzan Özpetek… İtalya’da yaşayan Türk yönetmen. İtalya’da sadece yaşayan biri değil, sanatıyla da kendisini kabul ettirmiş ve birçok ödüle adını yazdırmış biri. Hazır evde tek başıma sinema festivali gibi bir şey yapmaya başlamışken, hem blog hem de benim açımdan güzel bir konu olacak bence Ferzan. İlk filmimiz Hamam.

Yıllar yıllar önce çocuk denilebilecek bir yaştayken ve henüz kendimi pek keşfedememişken televizyonda izlemiştim Hamam’ı. Sansürlüydü, pek bir şey de anlamamıştım. Oysaki biraz dikkatlice izleyip üzerine biraz düşünseymişim sansürden eser kalmazmış. Lakin yapmamış, pas geçmişim.

Günah çıkarırcasına oturup izlemeye başladım filmi bu kez bütün her şeyin farkındalığıyla. Film boyunca yeşeren aşkı, nasıl da fark ettirmedi bize diye hayıflandım sonunda.

Alessandro Gassman, Francesca d'Aloja, Halil Ergün, Şerif Sezer ve Mehmet Günsur filmin oyuncuları. Özellikle yerli oyunculara bakınca çok manidar geldi, söylemeden geçemiyorum. Filmin IMDB puanı 7,0.

İstanbul’u sevdiğimden midir ya da zamanın değiştirici özelliğinden midir bilinmez, İstanbul’u hiç bu kadar gri görmemiştim. Tarihi bir hamam, eski sokaklar, geleneksel mahalle insanları ve İtalyanlar. Enteresan bir karma olmuş. Spoiler vermek istemediğimden yine konuya çok girmek istemiyorum.

Ama yine de şu alıntıyı yapabilirim:
Filmde; yıllar önce İtalya'yı terkedip İstanbul'da yaşamaya başlayan teyzesinin öldüğünü ve kendisine miras olarak bir hamam bıraktığını öğrenen, meslek hayatında başarılı, evlilik hayatındaysa problemli genç mimar Francesco'nun İstanbul'a gelişi ve Mehmet adlı gençle ilişkisi anlatılmıştır.” (vikipedi.com)

Bana kalırsa özellikle Türkiye açısından mihenk taşlarından sayılabilecek bu filmin, başta LGBT olmak üzere sinema üzerine konuşan herkes tarafından izlenmesi gerekir. Aksiyon arıyorsanız bulamayacağınızı garanti edebilirim. Ama insanlar ve duygular üzerine biraz sürüklenmekse, düşünmekse amacınız, şimdiden iyi seyirler dilerim.


15 Haziran 2014 Pazar

ISTANBALL: Where is my Turkish delight?


Yıllar yılı duyar, internette oradan buradan iç çekerek takip ederdik dünyadaki gay festivallerini. Ah o festivalde ben de olsaydım diye diye yakınır, Türkiye’de niye yok hayıflanmalarını ardı ardına sıralardık. Görünen o ki birileri ülkemizdeki bu eksikliği fark etmiş ve 4 gün boyunca sürecek partileri kapsayan bir festival hazırlamış: ISTANBALL.

İlk etapta pride haftası olacağı duyurulmuş olmasına rağmen sonrasında bir hafta öne çekildi. Festival bu hafta, 19-23 Haziran 2014 tarihleri arasında yapılacak.

4 gün 4 gece bütün etkinliklere katılmak isterseniz, deli bir hafta olacak eminim. Adım atmaya mecaliniz kalmayabilir, uyarımı şimdiden yapayım. Zaten bu haftanın eğlenceli geçeceği Love, Neo ve Cheeky'deki pre-partilerden belliydi.

Uluslararası arenanın en ünlü parti markaları Superman by SuperMarxte (İbiza-Madrid), Beyond (Londra), Rapido (Amsterdam), FunHouse (Amsterdam), Matinale (Paris), Cruisin by Fantasia, Fantasia After hours (Dubai), Bahia Party (Brezilya) ve onlara yeni katılan ve bu yıl tüm dünyayı Ibiza’dan turlamaya başlayacak olan HIP SULTAN, ISTANBALL Fest’te  bir araya geliyormuş.

21 Haziran gecesi Maslak Arena’da gerçekleşecek ana parti ise uzun süre unutulmayacakmış. “Free” şarkısıyla hafızalardan silinmeyen dünyanın 1 numaralı house divası, Amerikalı Superstar Ultra Nate,Superman konseptli showlarla birlikte İstanbul’u sallayacakmış :)

Yat partisi de varmış ayrıca. İlginizi çekebilir.

Ayrıntılı program için tıklayınız.

Bilet fiyatları ve satın alma için buraya tıklayınız


Festival web sitesi: istanballfestival.net



11 Haziran 2014 Çarşamba

Yine yeniden Neo Club

Sevgili blog takipçilerim iyi bilirler ki İstanbul’da, hatta tüm yurtta güzel, kalifiye mekanlar açılsın diye diye burada yazıp dururum. Elimden geldiğince gezer, beğendiğimi yere göğe sığdıramaz, öve öve bitiremezken; kalbur altı, paragöz yerleri de eleştirmeye doyamam. LGBT her haliyle heterolardan fazla para harcayan ve buna layık hizmeti de görmeyi hak eden bir kitledir. Tüm işletme sahiplerine de buradan ilanen duyurulur.

Eskiler bilirler aslında (benim eski halini görme şansım olmadı) Neo’yu. İşte o iç çekilerek anlatılan mekan Neo, Osmanbey’de tekrar açıldı aylar önce. Ben de rötarlı olarak ziyaret ettim ve yine rötarlı olarak yazımla huzurlarınızdayım.


Osmanbey metro girişinin hemen yanında, güvenlik görevlilerinin huzurunda hafif meyilli yokuştan aşağıda indiğinizde güleryüzlü bir bayan görevli karşılıyor sizi. VIP üye olmuşsanız kendisine selam verip yanındaki turnikeden kolayca geçebiliyorsunuz. VIP değilseniz de gece saat 01:30’a kadar ücretsiz, bu saatten sonra 25 TL ücret ödeyerek (+ bir içki) ile giriş yapabiliyorsunuz.

Vestiyer küçük bir bölmede hizmet verse de çoğunlukla görevini layıkıyla yerine getirmekte. Her ne kadar yaz gelmiş ve vestiyer ile pek alakamız kalmamış olsa da 5 TL ücretle eşyalarınızı bırakabiliyorsunuz. Özellikle bütün kış Tekyön giriş ve çıkışlarında yaşanan uzun süreli beklemeleri ve yaşanan hengameleri düşündüğümüzde, Neo’nun bu açıdan kat kat yukarı seviyelerde olduğunu düşünebilirsiniz.

Orta büyüklükte bir mekan Neo. İçerisi çok fazla aydınlatma olmadan, nispeten karanlık bırakılmış bir havaya sahip. Bu bende olduğu gibi sizin de hoşunuza gidebilir. Giriş kapısının bir tarafından başlayıp bütün mekanı dolanarak diğer tarafına varan ve equalizer havasına sahip ışıklandırma 360 derece. Takip etmek isterseniz dans ederken eğlenceli olabilir.



Neo Club’ın en güzel taraflarından biri de müzikleridir. Electronic, house, tekno ve pop şarkıların yerli-yabancı harmanlandığı gecelerde dans ederken birden yıllar öncesinin şarkılarının mixlerini duyabilirsiniz. Zaman zaman konsept partilerle de giriş paragrafında bahsettiğim özeni bir nebze daha fazla hissedebilirsiniz.

İçkilerini de güvenle içebilirsiniz. Özellikle bazı mekanların (isim vereceğim Tekyön) servis ettiği içeriği çok da belli olmayan ve sizi birkaç yudumda çarpan ucuz ve ne olduğu belirsiz içkiler yerine, kaliteli içkilerle hem gecenizi hem de ertesi sabahınızı mahvetmeden eğlenebilirsiniz. Aldığım bilgiye göre Neo, bardakları 90 derece sıcaklıkta dezenfekte etmeden bir sonraki servise de çıkarmıyormuş. Bu da kendinizi güvende hissetmeniz için sayabileceğim bir başka neden. Ayrıca mekanda içeceğiniz içkinin enerji içeceği ile karıştırılmasını dilerseniz, İstanbul’un bir çok mekanında yer alan ücret farkı burada yok. Son ziyaretimde votka 25 TL, bira 15 TL’ydi.

Gece boyunca gogoboyların ve drag princess Martha Kurt’un sexy ve eğlenceli şovlarını da hem sahnede hem de dibinizde izleme imkanınızın olduğunu söylemeden geçemiyorum.


Ve birçok mekan yorumumda değindiğim üzere tuvalet ve lavabolarının temiz olduğunu dipnot olarak eklemem gerek.

Nasıl giderim?

9 Haziran 2014 Pazartesi

MİM: oopppss @nicksmorty

Biliyorsunuz blogta kendimi anlatmayı pek tercih etmiyorum. Ben, yaşadıklarım ya da karşılaştıklarım üzerine yorumlarımı çoğu zaman kendime saklamayı tercih ediyorum. Sütten çıkmış ak kaşık olmasam da mahrem mahremdir :) Ancak arada diğer blogger arkadaşların mimleri üzerine soruları yanıtlarken, kendimi anlatmak durumunda kalıyorum. Yo, yo! Bu beni rahatsız etmiyor, bilakis hoşuma bile gidiyor.

Bu ara hem gaypembe, hem de şeker oğlan tarafından mimlenmiş olduğum için şuan bilgisayar başındayım.

Hadi bakalım, neler sormuşlar…

Açık ilişki hakkında ne düşünüyorsunuz?

Valla, her ne kadar çevremde gördüğüm bazı uzun süreli ilişkilerin açık oluşu bu konu üzerinde beni düşünmeye sevk etse de ben kendimi biliyorum: Bana ters. Trip yaparım, olay çıkartırım, arabeske bağlarım, ortada bir ilişki kalmayacağı için her şey komple açık hale gelir. Gerçi ilişki bulduk da açığına kaldı!

Zaman ne gösterir bilinmez ama şuanki durum bundan ibaret.

Eşcinseller arasında marka takıntısı var mı? Giyimine özen gösterenler sadece eşcinseller midir? Dar pantolon giyen birisi hakkında hemen eşcinsel bu diye düşünmeli miyiz? Örneğin iç çamaşırı alırken seçimlerine dikkat eder mi yoksa don olsun derli toplu tutsun yeter mi?

Uzun bir soru olmuş bu :)

Eşcinsellerin çoğunun marka takıntısı var. Mesela bir gün bir çocukla sohbet ediyoruz falan evime geldi. Bir şeyler ikram etmek isteyince sadece su istediğini söyledi. Su alırken evde soğuk çay olduğunu fark ettim e isteyip istemediğini sordum. Lipton’sa içebileceğini söyledi. “Lipton değil ama gene de iç sen” nidasıyla yanına geri döndüm ve Lipton olduğunu söyledim (Ne çok Lipton dedim). Bir yudum alıp “bu Lipton değil” dedi. Hey yarebbim. Sanki bağbozumunda şarap tadımı yapıyor. Sonra İzmir Marşı’yla uğurladım arkadaşı.

Neyse kıssadan hisse çoğumuzun marka takıntısı var. Benim de biraz var galiba. Yok diyecektim ama evdeki bir-iki şeye bakınca değiştirdim fikrimi. Çok yok ama.

Giyim konusu eşcinsellikle bağdaştırılamaz bence. Paçozlar da var benim gibi. Dar pantolon konusu abartılmamalı.

İç çamaşır konusu abartılmalı, türlü türlü çamaşırlar alınmalı. Hatta marka diye bir ton para bayılmalı. Esprili ve seksi olunmalı. İç çamaşırı güzeldir işte. Özen gösterilmeli.

Küçükken bebek oyuncakların var mıydı? Evcilik oynamayı sever miydin? Daha çok kız mı erkek arkadaşın mı vardı?

Çok küçükken hatırlıyorum bir bebek oyuncak. Sonra attım gitti. Sevmiyordum bebek bakmayı da, evcilik oynamayı da. Ama arada bana çocukları bırakırlardı, yarı azar yarı sevimli bakardım. Zaten millet gece yarılarına kadar uyumayan bebeklerin-çocukların benle kalında 9 gibi uyumasına pek anlam veremezdi. Biraz despot gibiyim sanki.

Kız da vardı, erkek de vardı. Hala da var :)

Genelde yabancı müzik mi dinlersiniz? Müzik tarzın nedir? Dans etmeyi sever misin? Bacağını 180 derece ayırarak oturabiliyor musun?

Çoğunlukla yabancı müzik evet. Jazz, lounge, house, elektronik, klasik, soft rock ve nispeten kaliteli denilebilecek pop şarkıları severim. Bütün bunlara rağmen bu ara bir Sibel Can hastalığı tuttu bende niyeyse. Çakmak Çakmak ve Padişah listelerimde var. Allahım sen aklımı koru :)

Dans etmekten çok tepinmek benimkisi. Severim. Güzel de dans ederim bence ya :) Lakin baston yutmuş biri için bacakları ayırmak imkansız gibi bir şey. :)

Fantezilerin var mıdır? Bir iki tane serpiştirsene, mesela asansör de ya da paraşütle beraber atlayıp öhüm :S gibi gibi

Aşırı bir fantezim ya da fetişim yok. Sulu yerleri seviyorum nispeten. Duş olur, küvet olur, jakuzi olur, hamam olur, sauna olur, göl olur… Yok, göl soğuk olur, o olmaz. Daha ne olsun.

Ex’den next olur mu? :) Sevgili ile arkadaş kalınabilir mi?

Next konusu sıkıntılı ama arkadaş olunabilir. Saygı olsun da.

Pisuvar takıntınız var mı? Beden dersleri ile aranız nasıl?

Yok valla. Bilakis çoğunlukla pisuvarları tercih ediyorum. Rahat, pratik, bir şeye dokunmuyorsun. Bence güzel :)

Sizce eşcinseller narsist midir?

Çoğunluğu fazlasıyla narsistir. Bence psikolojik olarak bir savunma hali bu.

Bir harem kur deseler haremine alacağın 5 kişi?

Porno yıldızları Andreas ve Marvin



Bir başka porno yıldızı Arpad Miklos


 Yeter bu kadar, adım pornocuya çıkmadan konuyu burada kapatıyorum :)
  

Kimler mimlenmiş bilemediğim için (ve gördüğüm kadarıyla tanıdığım çoğu blogger mimlendiği için) bu mimi de şu mim yazımda olduğu gibi zincirin son halkası olarak görüyorum. Kusura bakmayınız :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...