6 Eylül 2014 Cumartesi

The New Normal: #FamilyIsFamily & #LoveIsLove


*"Aile ailedir. Ve aşk aşktır!"


Geçtiğimiz hafta ilkini yaptığımız Turing Toplantılarında, iki arada bir derede, The New Normal isimli bir diziden bahsedildi. Adını daha önce duymadığım bu dizi için birkaç olumlu cümle duyunca uygun bir zamanımda diziyi izlemeye başladım ve az önce ilk sezonunu bitirdim. Bu aynı zamanda son sezonuydu çünkü NBC, diziye devam etmeme kararı almış. Şükür ki 22 bölüm çekmişler de hızlıca bitmiyor.

İnternette birazcık araştırdığınızda yapımcısından tutun da karakterlerin Glee’ye benzediğine kadar birçok olumsuz yorum bulunmakta. Ama bu yorumlarda (benzerlik olsa bile/bana sorarsanız yok) göz ardı edilen bir nokta bulunmakta: Dizinin eşcinsel temaya sahip olması. Dolayısıyla “looser” bir grup liselinin başarıya ulaşma hevesi ile  “eşcinsellerin” bir aileye sahip olabileceği mesajı arasında oldukça büyük bir fark var. Size aykırı gelebilir ancak çocuklardan uzak durmaya çalışan bir eşcinsel olarak ben bile şuan “babalık” fikri üzerine pozitif düşüncelere sahibim.

Konusu için kolaya kaçıyorum ve 22dakika.org’tan alıntı yapıyorum:

“Bryan ve David, gayet mutlu mesut yaşayan eşcinsel bir çifttir. Bir gün, Bryan’ın aklına, bir bebek sahibi olmak düşer. Bryan, biraz da olsa uğraşarak David’i bebek konusunda ikna etmeyi başarır; ama, büyük bir problem vardır. Biyolojik olarak bebek sahibi olamayan çiftimizin bir taşıyıcı anne bulması gerekmektedir. Bu uğurda pek çok eğlenceli olaylar atlatsalar da yolları en son, taşıyıcı annelik için gönüllü olan Goldie ile kesişir. Bundan sonrası tam da hikayemizin başladığı yer.”


Konuyu okuduğunuzda ve karakterlere baktığınızda, esasında toplumun (özellikle Türk toplumunun) ötekileştirilen kesimlerinin (eşcinseller, kadınlar vs) oldukça başarılı bir biçimde temsil edildiğini görebilirsiniz. Heteroseksüel dünyaya göre daha “normal” bir kişiliğe sahip David, eşcinsel oluşunun yanı sıra aynı zamanda bir doktor, izci, futbolsever/oynar ve koçluk yapar. Diğer karakterimiz Byran ise, daha çok eşcinsel deyince toplumun aklına gelen tiplerden; nispeten feminen, dizi yapımcılığı yapan, moda ve celebrity camiasıyla ilgili. İkisi de işlerinde başarılı ve güç sahibi. Dolayısıyla birilerinin onlara biçtiği rolleri canlandırmak yerine kendi hayatlarını yaşama şanslarına sahipler.

Eşcinsel çiftimizin baba olma isteklerine yardımcı olacak taşıyıcı annemiz Goldie ise hayatından çok da mutlu olmayan, küçük yaşta anne olmuş ve kocası tarafından aldatılan bir karakter. Bir yerde (ki bu dizinin ilk bölümü oluyor) buna bir “dur” demek istiyor ve küçük kızını da alıp sahip olduğu hayatından uzaklaşıyor.

Bana sorarsanız Goldie’nin çokbilmiş, her konuda fikir sahibi, özendiği karakterlere kolay uyum sağlayabilen ve zeki kızı Shania gelecek nesli; dik kafalı, her zaman doğruyu yaptığını düşünen, tutucu, geri kafalı Jane ise geçmişte bıraktığımızı umduğum nesli ifade ediyor. Ben kendim için Goldie gibi geçiş kuşağında mı, yoksa Shania gibi gelecek kuşakta mı yer alıyorum; pek kestiremiyorum.

Ve bir zamanların ötekisi ama yakın dönemin “normal”i, Byran’ın zenci ve başarılı olma heveslisi Rocky, oyunu kuralına göre oynamayı bilen bir kadın olarak karşımıza çıkıyor.

Tüm bu sosyo-politik zemini görünce tek derdi sosyal mesaj vermek olan bir dizi izleyeceğinizi düşünmeyin lütfen. Dizi bütün bunları eğlenceli ve komik bir şekilde size yansıtıyor. Size de biz Türkler’in bir türlü yapamadığı bir şeyi keyifle izlemek düşüyor: Güldürürken düşündürmek (Kimse bana Levent Kırca, Nejat Uygur vs demesin).


İyi seyirler.

4 yorum:

  1. Allahım okurken uçtum. Herhalde hiç kimse buna yapımcıları ve senaristleri de dahil kimse senin kadar politize ve kuşaksal incelememiştir herhalde diziyi. Gerçekten bu açıdan hiç bakmamıştım. Dizi inanılmaz eğlenceli ve düşündürücü. Tüm yazdıklarına da katılıyorum.

    Bu arada Turing varan 1 diyorum ;) bak herkese bişiler katacak bu toplantılar demiştim ya ;) bu en küçük görünen tarafı bence ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence en azından senarist ya da yapımcı kadrosu bunu bilinçli yapmışlar ama komediyi ön plana çıkarmak istediklerinden olsa gerek arka planda kalmış. Çünkü dizi hem adından hem ilk bölümünden ötekileri vurgulayarak giriş yapmış durumdaydı. Daha ilk dakikalarda (hatırlarsan) lezbiyen bir çift Nine tarafından hor görülüyordu. Sonra çeşitli engelleri olan çocuklu insanlar sergilendi. Motto zaten başlıkta yazdığı gibi hepimizin sıklıkla kullandığı bir şeye ekleme yapılarak vurgulanmış: "family is family and love is love". Belki bölümler ilerledikçe istenilen başarı yakalanmadığı için bunlardan uzaklaşılmış olabilir ama temel bundan ibaret gibi geliyor bana. Gerçi ben de biraz politize açıdan izlemiş olabilirim :)

      Daha çok yazmak istediğim şey vardı ama işte uzun yazınca pek ilgi çekmiyor. :)

      Turing kavgaları varan 1 :)

      Sil
  2. Ben bu diziye tam olarak ısınamamıştım. Brian karakteri güzel, bir de ırkçı ve homofobik anne iyi ama geri kalanı beni sarmadı. Hele ki o çok bilmiş velet :D

    Sezon sonunda kesin iptal olur dedim, öyle de oldu. Ha olmasaydı tabi ki de izlemeye devam edecektim. Gay temalı dizi kaç tane var şunun şurasında.

    Ben Shameless ve OZ'daki gibi gay ilişkileri izlemeyi seviyorum sanırım. İçinde tutku, ihtiras, kavga, şehvet filan olmalı haha :p Gerçi OZ'dakinde bütün kemikleri kırma sahnesi vardı, o biraz aşırı tabi haha :D

    Ellerine sağlık. Dizinin en sevdiğim sahnesi bebek emzirme ile ilgili olan bölümdeki Milshake performansı. Epik!!! :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haşin gördüm seni :)
      Keşke devam etseydi ama kısmet. Yeni limanlara yelken açacağız artık

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...