23 Ekim 2014 Perşembe

Trans bir kadın: İhsan Hala

 

Daha önce şurada paylaştığım bir konu vardı: İhsan Hala. O zamanlar kısa film çekimi yapan bir yönetmenle tanışmış; kısa bir süre de olsa keyifli zaman geçirmiştik. Sohbetlerimizden birinde kendisine İhsan Hala'dan bahsetmiş ve bu can alıcı hikayeyi filmleştirebileceğini söylemiştim. Birçok şey gibi bu fikrim de hoşuna gitmişti. Üzerinde çalışacağına dair söylemlerini “zevk alarak” :) dinlemiştim.

Sonra ona noldu bilmiyorum ama arkadaşlarımdan birinin paylaşımı ile aşağıdaki belgeseli gördüm. Çok profesyonelce sayılmasa da hikayesi kendinden güzel bir belgesel olmuş. Yönetmenin ismine baktım, isim bana hiç tanıdık gelmedi :)

Belgeseli izlerken köylülerin trans bir kadını kabullenişi elbette ruhumu okşadı, hoşuma gitti. Lakin sanki bu kabulleniş için –basit bir yorumla- seksten vazgeçmek ya da onlar için deli divane çalışmak gerekmiş gibi yorumlara da kızmadım değil. Ama günümüz Türkiyesi’nde bu bile bir şeydir diye kabul edip gelecek “özgür” günler için sabırla beklediğim için çok fazla ses çıkarmıyorum.

En çok Bülent Ersoy’a kızıyorum ben aslında. Yıllar yıllar önce şuradan izleyebileceğiniz Popstar’daki “kırık” tartışmasında Ebru Gündeş’le gecikmiş bir kavgayı yapmış olsa da LGBTİ bireylere en fazla destek olması gereken kişiyi bu konunun yakınlarında bile göremediğimiz için üzülüyorum da. Onur Yürüyüşü’nde bizimle beraber yürüse mesela; güzel olmaz mı? Aylarca mekan arayan, bu konuda sıkıntı çeken Lambdaİstanbul’a yardımcı olsaydı; güzel olmaz mıydı? Kendisi bilir. Ancak en azından kendisi gibi trans bir kadının hayranlıkla tanışma isteğini bir gün fark eder ve bu hayranının isteğini yerine getirir diye ümit ediyorum. 

BÜYÜK NOT: İhsan Hala’nın kendisine ulaşabildim. Herkese selamları var. Ama belgeselde gördüğünüz/göreceğiniz üzere Halamız’ın geçimle ilgili bazı sıkıntıları var. Biz birkaç arkadaş kendi aramızda bir şeyler ayarlayıp yardımcı olmaya çalışacağız. Ama biliyoruz ki birlikten kuvvet doğar. Çorbada tuzu bulunsun isteyenler bana nicksmorty@gmail.com adresinden ulaşabilirler. Kimbilir; belki aranızda Bülent Ersoy ile buluşmasında yardımcı olabilecek kişiler de vardır.


Yaklaşık 20 dakikalık belgeseli izleyebilmeniz için yazımı noktalıyorum; kalın sağlıcakla.

20 Ekim 2014 Pazartesi

Gzone: #TürkiyeBunaHazır Ya sen?


Bütün yaz heyecanla beklediğimiz dergi fikri, nihayetinde online olarak geçen ay hayata geçti ve bizlere ulaştı. Ekim ayı başından bu yana yayında olan ikinci sayıyı da keyifle okuduk/okuyoruz. 


Her geçen gün daha fazla var olabilmenin, görünebilmenin gayretini gösteriyoruz. Bireysel ya da çeşitli organizasyonlar olarak, yaptığımız şeylerden daha etkin sonuçlar alabilmemiz içinse birbirimize vereceğimiz desteğin önemi gerçekten fazla. Bu bir blog da olabilir, bir siyasi hareket de; bir dernek de olabilir, bir dergi de. Bütün bunların büyümesi ve güçlenmesi gerek. Çünkü... Çünkü'sünü bu ayki sayıda yer alan yazımın bir paragrafıyla açıklamak isterim:

"Senin çocukların kadar değerliyiz biz de. Babasının söyledikleri üzerine intihar edecek kadar çaresiz kalan Okyanus da, ailesi tarafından katledilen Ahmet de, Roşin de değerliydi en az onlar kadar. Sevgi, seninki kadar LGBT çocuklar için de önemli. Kin aşılayan söylemlerdense, sevgiyle kucaklayan öğütlerini ve hatta şarkılarını bekliyoruz."

Bu yazılar artık yazılmasın istiyorum. O nedenle dergimize de sahip çıkmamız gerekiyor. Okuyun, beğenmediğiniz taraflarını eleştirin, destek verin. Belki de böylelikle bütün basılı almayı ümit ettiğimiz dergiye, gerçekten ulaşabileceğiz.



Keyifli okumalar.

15 Ekim 2014 Çarşamba

Hepimiz Aziz’iz, hepimiz Zambak Sude.


Eskisi gibi çok kitap okuyabilen biri olmasam da şimdi sizlere güzel ötesi bir kitap hakkında bir şeyler yazmak istiyorum. “Kendisiyle uzlaşabilmek için yazdığını” söyleyen yazar Ahmet Sami Özbudak'ın ilk kitabı Masturi Kabare.

“Masturi Kabare'nin ana kahramanı Aziz, yani Zambak Sude. Yedikule’de dindar bir ailenin eşcinsel oğlu. İki tutkusu var biri dans ve biri aşk. Kendini çözdüğü için temiz kalmış ama üzerindeki baskı yüzünden de maske ile dans etmek zorunda hisseden bir adam.” (Cumhuriyet.com.tr)

O adam ki bütün zorluklara ve zorlamalara rağmen yüreğinin sesini dinliyor sadece; ibretlik biçimde. Kimseyi, hiç bir şeyi düşünmeden sadece aşk için planlıyor ve yapıyor bütün o yaşadıklarını. Elbette onun hayattan beklentileri ile hayatın ona sundukları çoğu zaman uyuşmasa da o pes etmiyor.  Elde edeceği sadece bir gece; bir gecelik mutluluk.  Elinin altında Hornet, Romeo vs olmadan o bir bakışa, bir dokunuşa aşık oluyor ve “ölesiye” seviyor.

Örnek alabileceğimiz çok özelliği var aslında Aziz’in. Ders çıkarabileceğimiz özellikleri de. Kendimizi bulabileceğimiz çok deneyimi de var, hayıflandıracak kadar güzel hayalleri de.

Kitabın sonuyla ilgili yazarımıza bir hayıflanmam oldu ama burada yazamıyorum. 
Size sadece yalvarırcasına bu kitabı okumanızı tavsiye ediyorum.

Çünkü hepimiz Aziz’iz, hepimiz Zambak Sude.

Turing Toplantıları sayesinde kitabı fark etmemi sağlayan Kaan Arer’e teşekkürler ve sevgiler.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...