9 Şubat 2015 Pazartesi

Yeşilçam’ın “Öteki”leri (1): Gece, Melek ve Bizim Çocuklar

Bir dramasever olarak yerli sinemanın, drama konusundaki başarısına laf ettirmem. Diğer bütün türler hakkında en berbat eleştirileri sıralayabilecekken konu dramaya gelince özellikle laf söylettirmem. Hele ki nadir de olsa LGBT temalı örneklerde yoğun olarak işlenen dramanın tadı başkadır bizim sinemamızda. Çünkü bizim gerçeklerimizi ve daha da önemlisi hislerimizi anlatırken gerçekten başarılı filmler çıkabilmiştir Yeşilçam. İşte bu düşüncelerle Yeşilçam’ın “Öteki”leri'ni izlemeye ve nacizane burada yazmaya karar verdim. Arayı çok açmadan yazabilmeyi ümit ediyorum.

NOT: Ferzan Özpetek’le ilgili yazılarım da devam edecek elbette.

“Şehvetle biz sığındık birbirimize”

Bugün LGBT içerikli yapımlara destek vermeyen Kültür Bakanlığı haberlerini sağda-solda kızarak-üzülerek-hayıflanarak okurken; yaklaşık 20 yıl öncesinin Türkiyesi'nde,1993 yılında bakanlık desteği ile çekilen bir film şimdi sizinle paylaştığım: Gece, Melek ve Bizim Çocuklar. Bir Atıf Yılmaz filmi ve oyuncu kadrosu da zamanının oldukça tanınmış ünlülerinden oluşuyor. Derya Arbaş (Serap), Deniz Türkali (Melek), Uzay Heparı (Hakan) ve Deniz Atamtürk (Arif+Fulya) zamanının en güzel oyunculuklarını sergilemiş bu filmde.

“Seviştik de, öldük de, öldürdük bile”

Serap, genç ve güzel bir seks işçisidir. Müşterileri ve kedisi dışında yalnız geçen hayatı trans Arif/Fulya, yakışıklı Hakan ve eski seks işçisi yaşlı Melek’le kesişir. Fulya’ya kucak açar, Melek’i annesi gibi görür ve Hakan’a aşıktır. Ancak gecenin karanlık yüzü ve yaşamaya zorlandıkları "öteki" hayatları, onlara bu küçük sevgi bağını bile çok görecektir. 

Her zaman yaptığım gibi film konusunu bir bilenden alıntılamak isterdim. Ancak güzel bir film özeti bulamadığım için kendim yazmaya çalıştım ve spoiler da vermemek için bayağı kastım. Bilgilerinize :))

“Kaybedecek hiçbir şeyimiz kalmadı”

Filmin başlamasıyla siren sesleri ve çığlıkların kulaklarınızda çınlaması aynı zamana denk gelir Gece, Melek ve Bizim Çocuklar’da. Daha film başlarken duyduğunuz bu seslerle anlarsınız, karakterlerin öykülerinde bir şeylerin yolunda gitmediğini. Genel olarak seks işçilerinin hayatlarını bize anlatmaya çalışan film, ayrıntılarda trans ve eşcinsel bireylere ait birçok hikayeyi gözlerimizin önüne sermektedir. 

Hem devletin kolluk gücü marifetiyle, hem de iki yüzlülerin -karşısındakinin insan olduğunu unutacak kadar- bencilce baskılarının nice canları hoyratça hırpaladığına şahit olabilirsiniz. Öyle ki bu şahitliği, gece yarısı Harbiye taraflarında tanışabileceklerinizden de öğrenebilirsiniz, bu filmi izleyerek de. 

Öğrenecekleriniz arasında vicdanları her zaman sızlatmaktan geri durmayan devletin transları bu “kötü” yoldan çevirmek için saçlarını kesmeyi iş edindiği de var, o anları yaşamanın duymaktan çok daha zor olduğu da. Tecavüzcülerin altında sesini duyuramayan kadınların yaşadıkları da var, tecavüze uğramanın dinlemekten çok daha ağır olduğu da. 

Ama bu çığlıkları daha fazla kişiye duyurmaya çabalamadan öylece durmak ve sadece üç maymunu oynamak en acısı olsa gerek.



“Sanki bize bizden başka kim olur yar”

Yeni neslin elinin altındaki internetin nimetlerinden yararlanarak bu zamanları hafızalarında tutması lazım. Tutması lazım ki özgürlüğümüz adına atılan küçücük bir adımın bile ne kadar değerli olduğunu kavrayabilsinler. Kavrayabilmek için de lütfen bu filmi izlesinler. 

Film hakkındaki Vikipedia sayfası için tıklayınız.

Film için bestelenmiş, aralara bir dörtlüğü serpiştirdiğim ve filmle aynı isimdeki şarkıyı dinlemek isterseniz:


OGBD’den esinlenerek bu filme özel; filmin yakışıklısı, rahmetle andığımız Uzay Heparı.





İyi seyirler.

9 yorum:

  1. Dramasever olduğunu bilmiyordum, gerçi o kadar çok ajitasyona maruz kalmış izleyiciler olarak gerçek dram ile ajite edilmiş kesitlerden oluşan filmler arasındaki ayrımı da unutur olduk, en azından ben öyleyim. :)) Ama sanırım sayende yeniden drama izlemeye başlayacağım. :))

    Ya o haber hangi gazetede yayınlanmış bilmiyorum ama rezalet ötesi resmen. :( O dönemin Türkiyesinde yaşamadığımız için sanırım çok şanslıyız. Vay haline o insanların. :(

    Not: Filmi izledikten sonra bir daha yorum yaparım. :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dramalar güzeldir, arabeskin kekremsi tadı dile gelmiyorsa tabi :)

      O habere atıf bir bölüm de vardı tabi ama açık açık yazmış olmak istemedim yazıda.

      Bir de şimdi aklıma geldi ya;
      Devlet hem vatandaşlarının bazılarını ötekileştiriyor, hem de o vatandaşlarını gösteren filme destek olup kaynak aktarıyor ve bunu ifşa ediyor. Gerçekten trajikomiğiz.

      Hadi bakalım, şimdiden iyi seyirler :)

      Sil
    2. İzledim bile hatta ağladım yaa :( Ama anlayamadım kısımlar yok mu var, sanırım ikinci kez izlemem lazım. :))

      Filmde iki yerde tüylerim ürperdi:

      ----spoiler içerir----

      Birincisi tecavüz edilen sahne, kadının çaresizliği, haykırışları, güçsüzlüğü filan... kahroldum. :(

      İkincisi ise Fulya'nın saçları kazındıktan sonra başına dokunca geri çekilişi vardı ya o kısmı bizzat yaşadım yani. :(( Tabi bunda oyunculuklarının da büyük etkisi var. :))

      Sayende öğrenmiş oldum filmi teşekkür ederim. :))

      Sil
    3. İzlemene ve beğenmene çok sevindim. Ağlamanı istemezdim ama :(

      Sil
    4. Hayatın gerçekleri, biz görmesek de var olmayı sürdürecek gerçekler. :) Ben ağlamışım çok mu diye şimdi arabeske bağlarmışım sdafdsa :D neyse sulandırmadan tekrar teşekkür ediyor ve çekiliyorum :))

      Sil
  2. "Of kine ne of"luk filmlerden :( uzay'ı özlüyoruz.
    Bi de bu karanlıkta Dönersen Islık Çal vardır, izlemissindir buyuk ihtimalle izlemediysen de izle o zaman.
    Ama en sevdiğim de Ağır Roman'dır benim, küçük iskender'in büyük oyunculuğu!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uzay'ı özlüyoruz :)
      Önerilerin için teşekkürler ama zaten kafamda öyle bir liste olduğu için yazı dizisi gibimsi yapmak istedim. Ama ben bayağı yazmışım, bakmışsın hala yazmadığım filmler var, beni mutlaka uyar :) Kafiyeli yanıt vermeme sebep olduğun ve yorumun için ayrıca teşekkürler :)

      Sil
  3. Rahmetli Uzay'ın kot pantolonunu yarı beline kadar çektiği gözümün önüne geldi malum o dönemin modası o tarz giyinmek, artı o haberi yapan sözüm ona haberci resmen haber yapmamışta içindekilerini kusmuş, artık birisi sikine bamya mı dedi yoksa "kaç para verirsen ver benimkinin de bir değeri var" diye redmi yedi nedir artık bilemedim de

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zor ama evren benle haberciyi bir şekilde karşı karşıya getirirse mutlaka sorularını soracağım. Eğer o karşılaşma farklı platformlarda olursa, bamya dememek gerektiğini kendime defalarca, defalarca söyleyeceğim :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...